Kuşlarla yakından akraba değil ve tüylü

T-Rex ve diğer yırtıcı dinozorların tüylü olduğunu destekleyen kanıtlara bir yenisi daha eklendi.

Bilim insanları, Almanya’nın Bavyera eyaletinde et yiyen dinozorların ilk örneği olduğunu düşündükleri tüylü bir yavru fosili buldu. Dahası bulunan fosil, yırtıcı dinozorların nasıl göründüğüne dair bildiklerimizi değiştirdi. 150 milyon yıl önce yaşamış olan Sciurumimus albersdoerferi’nin fosili tüylü teropod dinozorların kuşlarla o kadar da yakından akraba olmadıklarına dair elde edilen ilk kanıt.

Amerika National Academy of Sciences’ın (Ulusal Bilim Akademisi) çalışmasına göre fosil Jura Devri’nin sonlarından kalma. Bütün vücudu tüylerle kaplı olduğu sanılan fosilin, ağzı açık büyük bir kafatası, kısa arka bacakları ve başının üzerinden uzanan bir kuyruğu var. Şimdiye kadar megalosaurlar arasında eksiksiz ve tam olarak bulunan ilk fosil olma özelliği taşıyan yeni türe Sciurumimus albersdoerferi ismi konuldu.

Megalosaurlar boyları 9 metreye ve ağırlığı 1 tona kadar varabilen etobur bir dinozor grubudur. Bu yeni tür, teropodların evrimsel ağacında oldukça derinlerde bir yer edindi, coelurosaur’lardan bile geride yer alıyor böylece Sciurumimus’tan türemiş dinozorların onunla benzer karakteristiklere sahip olabileceği ortaya çıktı.

Paleontolog Oliver Rauhut: “Tüm tüylü yırtıcı dinozorların kuşlarla yakından akraba oldukları bilinirdi” dedi. Sciurumimus, dinozor evrim ağacında daha temel bir konumda yer alıyor bu da tüm yırtıcı dinozorların tüylerinin olabileceğini gösteriyor” diye ekledi.

Yardımcı yazar Helmut Tischlinger : “Ultraviyole ışık altında deri ve tüy kalıntıları, iskeleti çevrelemiş parıldayan yamalar gibi görünüyor.”

Oliver Rauhut:  “Büyüme döneminde yırtıcı dinozorların yaşam şeklinin farkedilir bir şekilde değiştiğine dair daha önce bazı açıklamalar getirilmişti. ” dedi. “Sciurumimus, yetişkin megalozorlardan farklı bir diş yapısı sergiliyor bu bağlamda onun farklı bir beslenme şekli olduğu ortaya çıkıyor.”

Mark Norell:  “Bugünlerde bulduğumuz herşey adeta bize kuşların sahip olduğu karakteristiklerin soy ağacında ne kadar derinlere ulaşabildiğini gösteriyor ve bu sürüngenlerin kuşlara gerçekten de çok benzediğini anlıyoruz. “dedi.  “Bu durumda tüm dinozorların ortak atasının tüy benzeri yapılara sahip olması kimseyi şaşırtmayacaktır”.

Dinozorlar sürüngendiler ama sıcakkanlıydılar

Dinozorların da günümüz sürüngenleri gibi soğukkanlı hayvanlar olduğunu gösteren en güçlü kanıtlardan biri çürütüldü.

Dinozor kemikleri üzerinde geçmişte yapılan araştırmalar, “büyümenin duraklama çizgileri” olarak bilinen bazı işaretler bulmuştu.

Günümüzde yaşayan soğukkanlı hayvanlarda da aynı işaretler olduğu için, dinozorların da soğukkanlı olduğu tahmin ediliyordu.

Ancak Nature dergisine yazan bilim adamları, dünyanın çeşitli bölgelerinden 41 memeli türü üzerinde yaptıkları araştırmada aynı çizgileri bulduklarını söyledi.

Dinozorların soğukkanlı olduğu teorisi, 19. yüzyıla dayanıyor. Ancak 1960′lardan beri bu düşünceyi çürüten çeşitli kanıtlar sunuldu.

Birkaç nadir istisna dışında fosillerde organ ve deri bulunmadığı için, dinozorlar hakkında bildiklerimizin çoğu kemik incelemesinden ve modern hayvanlarla yapılan karşılaştırılmalardan kaynaklanıyor.

Geride Kalmak

Büyümenin duraklama çizgileri, soğuk ya da kuraklık gibi sorunlu dönemlerde organizmaların gelişmelerini durdurup, tüm enerjilerini hayatta kalmaya harcamalarından kaynaklanıyor.

Gelişmenin bir mevsimde durup, diğerinde yeniden başlaması da kemiklerde çizgilere yol açıyor.

Bu çizgiler özellikle salyangoz türü yumuşakçaların kabuklarında kabartmalar olarak gözlemlenmekte.

Duraklama çizgileri ayrıca sürüngenlerin ve hem karada hem suda yaşayabilen amfibik hayvanların kemiklerinde görülüyor. Bu yüzden de bu durumun sadece soğuk ve susuzluk gibi aşırı ortamlardan daha fazla etkilenen soğukkanlı hayvanları etkilediği düşünülüyordu.

Bu nedenlerden olsa gerek, İspanya’nın Barselona şehrindeki Katalan Fosil Enstitüsü’nden (Catalan Institute of Palaeontology) Meike Köhler ve ekibi de keşiflerine oldukça şaşırmışlar.

BBC’ye konuşan Dr Köhler “Başta böyle bir makale çıkacağını beklemiyorduk. Çevresel etkenlerin fosillerin ve mevcut memelilerin kemik yapılarını nasıl etkilediğini anlamak istiyorduk. Böylece geçmişte hayvanların bu koşullarla nasıl başa çıktığını öğrenecektik.” dedi.

Ekip Kuzey Kutbu’nda yaşayan Svalbard ren geyiğinden, Güney Asya’nın Muntjac geyiğine kadar araştırdıkları her hayvanda duraklama çizgilerini gözlemlenmiş.

Dr Köhler “Bu duraklama çizgileri dinozor kemiklerinde sıklıkla görülür ama kimse memelilerde bunları araştırmamıştı” dedi.

ABD’nin Maryland eyaletindeki Johns Hopkins Üniversitesi’nin İşlevsel Anatomi ve Evrim Merkezi’nden paleontolog David Weishampel, bu araştırmayı “harika bir makale” ve dinozorlar tartışmasına önemli bir katkı olarak niteledi.

BBC’ye yaptığı açıklamada Weishampel, “Sanıyorum ki pek çok paleontolog dinozorların sıcakkanlı olduğunu düşünüyor, ama daha önce elimizde somut kanıt yoktu.” dedi.

“Modern kemik histolojisi ile fosil kemik histolojisi arasında bir bağlantı kurmanın vakti çoktan gelmişti. Bunu da çok iyi bir ekolojik ve metabolik karşılaştırmayla yapmışlar.”

Profesör Weishampel konunun kapandığını düşünüyor ancak Dr Köhler’e göre daha fazla çalışma yapılması gerekiyor.

Köhler ”Ben tartışmanın gerçekten sona erdiğine inanmıyorum. Fakat ilk kez duraklama çizgilerinin sıcak ve soğukkanlılıkla bir alakası olmadığını söylemek mümkün oluyor.” dedi.

Dr Köhler ve ekibi büyümenin duraklama çizgilerini modern hayvanlarla ilgili çalışmalarında kullanmaya devam edecek.

Araştırmacı ”Bu dendrokronoloji gibi, yani ağaçlardaki yaş halkaları. Kemiklerden iskelet kronolojisi çıkarılıp, hayvanların yaşam süreleri, olgunluğa ulaşma yaşları gibi önemli verilere ulaşılabilir. Bu veriler sayesinde de hayvan topluluklarının nasıl tehditler altında oldukları ve sağlık durumları net olarak görülebilir.” dedi.

Dinozorlar hafifledi

Haklarındaki efsaneler bitmek bilmeyen tarih öncesi canlılar dinozorların sanılandan hafif oldukları açıklandı.

Manchester Üniversitesi uzmanları lazer teknlojisi kullanarak “Brachiosaur” adlı bir dinozor türünün vücut kütlesini ölçtü.  Deri ve kemik yoğunluğunu ön plana alan yöntemle, “Brachiosaur”un 80 değil, 23 ton geldiği belirlendi.  Bu sonuç tüm dinozorların ağırlığını azaltmış oldu. Araştırmada günümüz devasa memelilerinin deri kemik oranı incelenip çıkan sonuçlar dinozorlara uygulandı.  Araştırmayı yöneten Dr. Bill Sellers, “Ağır, fosil hayvanların gerçek boyutlarını belirlemek çok zor. Yöntemimiz dinozorların,  sanılandan daha az ağırlığa sahip olduğunu gösterdi” diye yazdı.

Tarih öncesi kuşlar farklı uçardı

Bilim insanları 65 milyon yıl önce ortadan kalkan tarih öncesi kuşların günümüzdeki çağdaşlarına kıyasla farklı türde uçuş stilleri kullanmış olabileceğini buldu.

PLOS ONE jurnalında yayımlanan çalışmada bilim insanları kuşların lades kemiklerini inceleyerek Mezozoyik Çağa (65 – 200 milyon yıl öncesi) ait kuş fosilleri üzerinde olası uçuş adaptasyonlarına yönelik bir hipotez geliştirdiler.

Monash Üniversitesi Yer Bilimleri  Bölümü’nden yüksek doktora adayı ve bu çalışmanın baş yazarı Roger Close:  “Bu araştırma, günümüz kuşlarının lades kemiği yapısı ve uçuş modu arasındaki ilişkiyi ele alan (süzülmek, çırpınmak ve suda uçmak gibi) daha önce yapılmış bir çalışmadan ilham aldı. ” dedi.

“Kuşların ilk evrimsel tarihini ortaya koyan harikulâde fosilller son yıllarda inanılmaz bir oranda artş gösterdi. Ancak şimdiye dek ilk uçucuların evrim biyomekeanikleri yada fonksiyonel anatomileri hakkındaki bilgilerimizi genişletmeye yarayacak çok az çalışma bu yeni kanıtları kullanmıştı.” diye ekledi Close.

Yeni bulunan fosillerin bolluğu ve günümüz  kuşlarının incelenmesiyle araştırmacılar Mezozoyik kuşların lades kemikleriyle günümüz kuşlarının lades kemiklerini karşılaştırarak istatistiksel bir analiz kullandı.

Close :  “Nesli tükenmiş kuşların uçuşu hakkında bilgi edinmek için lades kemiğinden yararlanmak çok elverişli, çünkü bu genellikle fosil kayıtlarında yer bulur ve yapısı uçuş stilleri ile doğrudan bağlantılıdır. Günümüz kuşlarında lades kemiği çok büyük morfolojik çeşitlilikler göstermektedir, bunlar U’dan V şekline kadar birçok genişlikten ve büklümden meydana geliyor. “dedi. (Ekibin üzerinde çalıştığı fosillerden biri Velociraptor türündeki dinozora ait.)

Ekip günümüz kuşlarının 87’sini ve Mezozoyik kuşların 21’ini inceledi, çalışmada uçamayan teropodlardan da yararlanıldı. Benzer şekil çeşitliliği Mezozoyik türlerde de görülüyor, bugün eşine rastlanmayan şekildeki kemik yapıları bu çeşitlilik arasında yer alıyor. Günümüz kuşlarının  yakın akrabaları kuş olmayan teropod dinozorların bumerang şeklindeki lades kemiği yapısı buna örnek verilebilir.

Ekip bir önceki çalışmada elde edilen önemli bir bulguyu doğrulamayı başardı, buna göre lades kemiğinin şekli türlerin uçuş moduna bağlı olarak değişiyordu. Mezozoyik kuşların ilkel grupları içinse sonuçlar, günümüzdeki daha anatomik yapıdaki çağdaşlarının aksine onların lades kemiğinin fonksiyonel rolünün çok farklı olabileceğini gösteriyor.

Close : “Bu, günümüz kuşlarının ilkel kuşlardan farklı uçtuğuna kanıt oluşturadursun belki de bu ayrıca onların aynı amaca ulaşmak için evrilerek farklı anatomik çözümler getirdiklerine işaret ediyor olabilir. ” dedi.

“Bu bulmacanın sadece bir parçası. İlkel kuşlarda uçuşun evrimini gösteren tam bir resimi oluşturmak sadece birçok çalışmadan elde edilecek bulguların sentezlenmesiyle mümkün olabilecek.”