Kanada’nın en yeni dinozoru Xenoceratops

Bilim insanları Kanada, Alberta’dan çıkarılan yeni bir boynuzlu dinozor (ceratopsiyan) türünü tanımladı. Xenoceratops foremostensis (Zee-NO-Sare-ah-tops) aslında 1958 yılında toplanmış fosillerden tanımlandı. Yaklaşık 6 metre uzunluğunda ve 2 ton ağırlığında olan bu yeni otçul dinozor Kanada’nın bilinen en eski dev-cüsseli boynuzlu dinozorunu temsil ediyor.

Bu yeni türü tanımlayan araştırma yazısı Kanada Dünya Bilimleri Jurnalı‘nın geçtiğimiz Ekim sayısında yayımlandı.

Çalışmanın baş yazarı ve Cleveland Doğal Tarih Müzesi’ndeki Omurgalı Paleontolojisi Bölümü’nden sorumlu Dr. Michael Ryan: “80 milyon yıl önce Kuzey Amerika’daki dev-cüsseli boynuzlu dinozorlar evrimsel bir patlamaya maruz kaldılar” diyor. “Xenoceratops bizlere jeolojik olarak en yaşlı ceratopsidslerin bile başlıklarında büyük boynuzların olduğunu ve bu dinozorların kafatasındaki çeşitli boynuz yapılarının ise yeni türler evrildiğinde daha karmaşık hale geleceğini gösteriyor.”

8nov2012---imagem-reconstroi-o-dinossauro-de-grande-porte-xenoceratops-foremostensis-que-viveu-ha-mais-de-78-milhoes-de-anos-1352412835926_300x420

Xenoceratops (Xeno + ceratops) “boynuz suratlı uzaylı” anlamına geliyor. Bu isimi alması kafasındaki tuhaf boynuz yapılarından ve yaşadığı döneme ait boynuzlu dinozor fosillerinin yok denecek kadar az olmasından kaynaklanıyor ayrıca fosillerin bulunduğu yere yakın olan köyü de anmak istenmiş.

Xenoceratops, papağanınki gibi bir gagaya ve gözlerinin tam üstünde yer alan uzun boynuzlara sahip. Kafatasının arkasından çıkan geniş başlıkta iki büyük boynuz daha var.

Çalışmanın yardımcı yazarı Dr. David Evans: “Xenoceratops ceratopsidslerin (Triceratopsları da içine alan dev-cüsseli boynuzlu dinozorlar grubu) ilk evrimsel aşamaları hakkında yeni bilgiler sunuyor” diyor. “Ceratopsidslerin yaşadıkları ilk dönemlere ait fosiller oldukça kıt ancak keşif bu çeşitli grubun kökenleri hakkında öğrenebileceğimiz ne kadar çok şey olduğunu gösteriyor.”

Bu yeni dinozor 1950’lerde Dr. Wann Langston Jr. tarafından Foremost Formasyonundan toplanmış üç bireye ait kafatası kalıntılarından tanımlanabildi. Fosiller şu anda Ottawa’daki Kanada Doğa Müzesi’nde bulunuyor. Ryan ve Evans tanımlanmamış materyalleri yaklaşık on yıl önce inceleyerek bunların yeni bir boynuzlu dinozor türüne ait olduğu sonucuna varmıştı. Evans daha sonra Kanada Doğa Tarihi Müzesi’ndeki elli yıllık bir “sıva taşında” daha fazla kafatası kalıntısı buldu bunlar aynı fosil bölgesinden gelmekteydiler daha sonra bunları Royal Ontario Müzesi’ndeki laboratuvarında incelenmek üzere hazırlattı.

9825af615bf242fbd8cc8e3990b77f70902ac30945cd24b403fc4e62d2dc60a1

Bu dinozor Ryan ve Evans’ın Güney Alberta Dinozor Projesi kapsamında ele aldıkları yeni bulguların en son halkasını oluşturuyor. Bu proje Son Kretase dönemine ait dinozorlarla ilgili bilgi eksiklerimizi doldurmak ve bu dinozorların evrimini araştırmak için tasarlandı. Bu proje Alberta’daki en eski dinozorları barındıran taş formasyonlarına odaklanıyor. İl Dinozor Parkı ve Drumheller’daki ünlü çorak araziler kadar rağbet görmeyen bir bölge olduğu için buradaki çalışmaların yoğunluğu daha az.

r-XENOCERATOPS-large570

Diğer bir yardımcı yazar Kieran Shepherd: “Daha önce bilinmeyen bu yeni dinozor türünün keşfi ayrıca bilimsel koleksiyonların ne derece önemli olduğunu da gösterdi. “Koleksiyonlar, üzerinde çalışılabilecek harika materyaller barındırıyorlar ve yeni bir çok keşif için potansiyel teşkil ediyorlar” diyor.

 

Dinozorların uçuştaki rolü büyük

Kuş benzeri dinozorların kanat yapıları üzerine eğilen bir çalışma doğanın en dikkat çeken icatlarından birine ışık tuttu.  Uçuş nasıl evrimleşmiş olabilir?

Bristol, Yale ve Calgary Üniversitesi’nden Akademisyenler tarihöncesi kuşların modern kuşlardan çok daha ilkel kanatlara sahip olduklarını ortaya çıkardı. Bildiğimiz kanatların bu ilkel versiyonları sadece havada basit bir şekilde süzülmeye yardımcı olan sert tüy tabakalarından ibaret kanatçıklardı.

İlkel teropod dinozorların yakından incelenmesi ile birlikte tüylerin gösteriş ve kamuflajdan çok önce ilk olarak tabakalaşarak ısı yalıtımı işlevi gördüğü, çeşitli şekillere evrilmesinin ise daha sonra ortaya çıktığı öğrenildi.

Evrim, tüylerin yapısını değiştirdikçe onların aerodinamik ve uçuş mekaniğinde oynadıkları önemli rol daha da belirgin hale geldi. Milyonlarca yıllık doğal seçilim, nihayetinde dinozorların ön ayaklarını tüylerle kaplı muhteşem kanatlara çevirdi bu kanatlar hızla boyut,  şekil ve yer değiştirebilir hale geldi. Tüm bunlar dinozorların göklerin hakimi olması için önemli bir yenilikti.

484586_498144676873893_1793409065_n

Bu temel kanat yapısı aşağı yukarı 130 milyon yıl boyunca aynı kaldı. Bu kuşların kanadı, uzun tabakalardan oluşan asimetrik uçuş tüyleri ve uçlarındaki daha kısa (gizli) tüylerden ibaretti. Bunlar sayesinde uçuş tüylerini yükseltmek, yön değiştirmek ve duraksamak için ayırıp döndürebiliyorlardı.

Bu formasyon kuşlara hem kalkma hem itme gücünü sağlıyordu. Bu öyle birşey ki insanoğlu teknoloji yardımıyla hala bu yeteneği başarılı bir şekilde taklit etmeye ve kullanmaya çalışıyor.

21 Kasım’da Current Biology’de yayımlanan bu çalışma Anchiornis huxleyi ve bir Jura kuşu olan Archaeopteryx lithographica’yı mercek altına aldı. Sonuncusu 155 milyon yıllık ve yaygın olarak hem kuş hem dinozor karakteristiklerini taşıdığı için ilk kuş olarak da bilinir. (Yukarıda Archaeopteryx lithographica’nın nasıl uçuyor olabileceğini gösteren bir illüstrasyon)

Bu hayvanların kanatları uzun tüylerden oluşan birçok tabakadan meydana geldiği için modern kuşlarınkinden farklılık gösteriyor. Görünen o ki kanat üzerindeki ilk evrimsel deneyler böyle işlemiş.  Kanatlardaki ince tüy milleri oldukça zayıf görünebilir ancak bu tüylerden oluşan katmanlar muhtemelen güçlü bir kanat ucu yaratıyordu. 

Tüyleri birbirlerinden ayıramadıkları için bu kuş benzeri dinozorların yerden yükselmesi sınırlıydı yani kanatlar öncelikle yüksek hızda süzülebilmek ve çırpınabilmek için kullanıldı.

Bristol Üniversitesi Biyoloji ve Dünya Bilimleri Bölümü’nden Dr. Jacob Vinther: “Dinozorlardan kuşlara kanatların nasıl karmaşık bir şekilde evrildiğini görmeye başlıyoruz.  Öyle görünüyor ki tüyler öncelikle yalıtım için evrildi. Bu evrimin devamında da daha karmaşık kanatçıklar ve tüyler gösteriş için ortaya çıktı” diyor.

“Bu gösteriş havada hareket edebilmek için mükemmel membranlara dönüştü. Bu, sadece kuşlardaki evrimin son aşamalarında görebileceğimiz çırpınıp uçmaya bir aracı oldu. Bu araştırma sadece kuşların nasıl uçmaya başladığını değil bildiğimiz modern tüylerin nasıl oluştuğuna da ışık tutuyor – Doğadaki en şaşırtıcı ve en işlevsel yapılardan birine

Yale Üniversitesi’nden Dr Nicholas Longrich: “Fosiller üzerinde dikkatli bir şekilde çalışarak artık kanatların nasıl evrildiğinin ardındaki sırrı çözmeye başlıyoruz. Daha önceleri  Jura’ya ait modern kanatlarla sınırlıydık. Şu an ilk kuşların çok daha ilkel oldukları ve kuşları dinozorlara bağlayan geçiş formlarını oluşturdukları çok açık. Anchiornis’den Archaeopteryx’e ve ondan da modern kuşlara doğru ilerledikçe kanatların yavaş yavaş daha gelişmiş bir hale geldiğini görüyoruz” diye ekliyor.

Dört kanatlı dinozora yeni bir bakış

Microraptor_gui-fossil-300x153

Microraptor gui’ye ait bir fosil.

Kuşların milyonlarca yıl önce dinozorlardan türediği artık kabul edilmiş bir bilimsel gerçek. Ancak bu evrimin, dinozorların hangi kolundan ve nasıl gerçekleştiği konusunda bilimciler arasında değişik görüşler var. Şimdi yeni bir araştırmanın bu konuya açıklık getirdiği öne sürülüyor.

microraptor-reconstruction1-1024x716

Kuşların, hangi dinozor kolundan evrimleştiği hususu iki değişik kurama dayandırılarak açıklanmakta. Bir grup bilimci, yerde yürüyen dinozorların av peşinde veya düşmandan kaçarken koşmaları sırasında hız kazanmak için kollarını açarak zıplamalarının zamanla kanatlaşmaya yol açtığını savunmakta. Diğer bir grup ise, ağaçta yaşayan dinozorların av için yere planör uçuşuyla inerken kollarını açmalarının mesafe kazanmalarını sağladığı, ve kanatlanmanın bu yolla ortaya çıktığını savunmaktalar. (Yukarıda tüylü dinozor Microraptor gui’nin bir modeli.)

2003 yılında bulunan bir tüylü dinozor fosili konuyu aydınlatma olasılığı sağlamakta. 125 milyon yol öncesine ait fosilin hem arka hem de ön ayaklarında tüyler bulunmakta.

Kalıntılara dayanarak konu ressamı tarafından çizilen resim, hayvanın ön ve arka ayaklarındaki tüylerle planör uçuşu yapabileceğini gösteriyordu. Keşfi anlatan makalenin yazarları dinozor olmaktan kuş olmaya geçişte bir ara dönem olarak dört kanatlı planör uçuşu aşamasından geçildiğini öne sürmüşlerdi.

2012 Ekim ayında Omurgalılar Paleontolojisi Derneği’nin 20inci yıllık toplantısında sunulan bir bildiri bu fosille ilgili yapılan yeni matematiksel modelleme ve simülasyonları açıklıyordu. Yazarlar Michael Habib ve Justin Hall, arka ayakların işlevinin, uçuşta mesafe veya yükseklik kazanmak değil, manevra kabiliyetini artırmak olduğunu söylüyorlardı. Düz uçuşta arka ayaklar vücudun içine çekiliyor, yere konarken ve havada dönüşlerde ise gerektiği kadar dışarı çıkarılıyordu. Simülasyonlar, arka ayakların böyle kullanılmasının sadece ön ayaklara veya iki kanada göre, hayvana iki kat daha fazla manevra kabiliyeti kazandırdığını gösteriyor.

Microraptor_black-300x225

Yazarlar yaptıkları modelleme ve simülasyonların söz konusu dinozorların sağlıklı uçuş için gerekli olan konma ve manevra kabiliyetini nasıl kazandığı konusuna bir açıklık getirdiğini iddia etmekte; yoksa sadece öndeki iki basit kanatla yeterli uçuş yeteneği kazanmanın çok zor olacağını söylemekteler. Buna karşılık bir başka kuş evrimi uzmanı bu iddiaları tatminkar bulmamakta, ön ayakların/kanatların uçuş için yeterli olduğunu iddia etmekte. Anlaşılan bu konuda henüz kesin söz söylenmemiş durumda. (Yukarıda siyah tüylü dinozorun başka bir modeli)

KozmopolitAydınlar