Asteroitler: 2 Dinozorlar: 0

chicxulub_610x480Gök bilimciler, 65 milyon yıl önce dinozorların dünya üzerinden silinmesine neden olan asteroitin bir değil, iki tane olabileceğini belirtti. Yeni teoriye göre, dinozorları yok eden ‘ikiz’ asteroitler, birbirlerinin yörüngesinde hareket ediyordu.

Dinozorların neslini yok eden ‘katil asteroit’, bir değil iki tane olabilir. 65 milyon yıl önce Dünya’ya çarpan asteoitin 7 ila 10 kilometre çapında olduğu düşünülüyor. Avrupalı bilim insanları ise ikinci bir gök cisminin de çarpışmada yer almış ve sanılandan daha büyük bir patlamanın yaşanmış olabileceğini öne sürdü.

Dünya üzerinde iki asteroitin çarpması nedeniyle oluşan kraterleri inceleyen araştırmacılar, dinozorların da ‘ikili asterorit çarpması’ nedeniyle yok olmuş olabileceğini düşünüyor.

Newscientist sitesinin haberine göre, Kanada’nın Hudson Körfezi yakınlarında yer alan Clearwater Gölleri, ikili asteroit çarpmasının izlerini gösteriyor. 290 milyon yıl öncesine uzanan göller, Dünya’nın ikiz asteroit çarpmasına ait nadir izlerinden biri. Dünyadaki kraterlerin sadece 50’de 1’i ikiz asteroit çarpması sonucu oluşmuş durumda.

İKİ ÇARPMA, TEK İZ
Paris’te yer alan Dünya Fizikleri Enstitüsü’nden Katarina Miljkovic, “15 yıldır bildiğimiz bir şey, Dünya’nın yörüngesine yakın asteroitlerin yüzde 15’inin ikili olduğu” dedi. Bu asteroitlerin, ikiz olacak kadar büyüklük bakımından birbirlerine benzediği düşünülüyor.

Miljkovic ve meslektaşları, gerçekleştirdikleri bilgisayar simülasyonlarında, ikili asteroitlerin çarpışmalarda ağırlıklı olarak tek bir krater oluşturduğunu saptadı. Bir göktaşının kendisinden 10 kat büyüklükte bir krater açabildiğini bilinirken, iki tane küçük ve aralarında mesafe bulunan asteroitin iki krater oluşturma olasılığı da çok yüksek. Miljkovic, simülasyonların ‘ikili asteroitlerin Dünya’daki kraterlerin neden sadece yüzde 2’sini oluşturduğunu ortaya koyduğunu’ ifade etti.

İkili asteroitlerin geçmişte Dünya’ya sanılandan daha fazla çarptığını ve tek bir krater oluşturma olasılıklarının yüksek olduğunu belirten Miljkovic, dinozorları yok ettiği düşünülen çarpışmanın da tek bir iz bıraktığına inanıyor. İki asteroit tarafından oluşan kraterlerin en büyük özelliği, asimetrik olmaları.

Meksika’nın Yucatan yarımadasının güneyinde yer alan ve 65.5 milyon yıl önce oluşan Chicxulub kraterinin de, aslında ikili asteroit çarpmasına işaret eden bir krater. Aynı krater, dinozoların ölümünü getiren çarpışmanın izi olarak kabul ediliyor.

BULGULAR GÜÇLENDİ
Miljkovic, “Chicxulub krateri önemli asimetrik özellikler gösteriyor, ikili asteroitler tarafından oluşmuş olabileceğini ele almamız gerek” dedi.

Çek Cumhuriyeti’nin Ondrejov  kentindeki Bilim Akademisi’nden Petr Pravec, Miljkovic ve ekibinin araştırmasını destekleyen bilgiler sundu. Pravec, “Chicxulub kraterindeki çarpışmanın neden olduğu yerçekimsel anormallikler, kraterin ikili asteroit tarafından oluştuğu düşüncesini güçlendiriyor” dedi.

Miljkovic’in simülasyonları, 180 km çağındaki kraterin, 7 ila 10 km çapında iki tane asteroitin çarpmasıyla oluşabileceğini, her bir asteroitin 80 km’lik kratere neden olabileceğini gösterdi. Miljkovic, elde ettikleri bulgularının gelecekleri araştırmalar için kılavuz oluşturduğunu ifade etti.

ABD’nin California Üniversitesi’nden Jean-Luc Margot da çalışmanın “net analitik bulgular sunduğunu ve iki asteroitin tek bir krater oluşturabileceğine yönelik delilleri güçlendirdiğini” söyledi.

ntvmsnbc

165 milyon yıllık fosil müzede bulundu

Araştırmacılar, 165 milyon yıllık yunus şeklinde, krokodil sınıfına ait dev bir canlıya ait olduğunu belirttikleri fosil buldu. Ancak fosilin bulunduğu yer bir kazı alanı değil, müze.

Antk bir canlının fosiline ait parça, İskoçya’daki bir müzenin çekmecesinde bulundu. Fosili bulunan antik timsaha, ‘Tyrannoneustes lythrodectikos’ adı verildi. Dev cüsseli bir avcı olduğu belirtilen antik timsah, “suları kana bulayan yüzücü” olarak ifade edildi.

Uzun yıllar çekmecede unutulan fosil hakkında LiveScience sitesine bilgi veren İngiltere’nin Southampton Üniversitesi’nden palentolog Mark Young, “Tyrannoneustes, 165 milyon yıl önce yaşamış olan, yunus benzeri bir canlıydı” dedi.

Young, antik timsanın ‘uzun bir buruna, geniş yüzgeçlere, zırhsız deri ve yine yüzgeç benzeri bir kuyruğa sahip olduğunu’ belirtti. Alt kısmı üst kısmından daha geniş olan kuyruk, bu özelliğiyle modern köpekbalıklarının kuyruğuna benziyordu. Bilim insanları, Tyrannoneustes’in ne kadar büyük olduğu konusunda emin olmasa da, alt çenesinin sağ tarafının en az 67 santimetre uzunluğunda olduğu tahmin ediliyor.

article-2269206-1732FC60000005DC-989_634x352

DEV AVCI
Journal of Systematic Palaeontology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Tyrannoneustes, alt çenesi ve dişleri sayesinde, kendisinden küçük canlıları kolaylıkla avlayabilen korkutucu bir canlıydı. Tyrannoneustes, ağzıyla yakaladığı avlarını muhtemelen parçalıyor ve küçük parçalara bölerek yiyordu.

Dev timsahın fosilinin bulunduğu bölgenin, 165 milyon yıl önce Avrupa’nın büyük kısmı gibi sığ sular altında olduğu ifade edildi. Young, “Tyrannoneustes’in yaşadığı dönemde, Avrupa büyük karalara sahip bir takımadalar halindeydi. Deniz yüzeyindeki sıcaklık 20-27 derece arasında değişiyordu. Tyrannoneustes’in yaşadığı bölgede, kendisi dışında denizlerde yaşayan birçok canlı türü vardı. Bunların birçoğu efsanevi Loch Ness canavarına benzeyen dinozorlar, balıklar ve mürekkep balıklarıydı.

20’İNCİ YÜZYILIN BAŞINDA KEŞFEDİLDİ
Tyrannoneustes’in de aralarında bulunduğu fosiller, ünlü paleontolog olan ve ‘fosil avcısı’ olarak bilienn Alfred Leeds tarafından 1907 ile 1909 yılları arasında bir kil çukurunda bulundu. Fosiller, Glascow’daki Hunterian Müze ve Sanat Galerisi’nde bir çekmeceye kaldırıl ve unutuldu. Young ve meslektaşları tarafından bulunan fosiller, yaklaşık 100 yıl el dokunmadan bekledi.

Young, Tyrannoneustes’ten günümüze hiçbir timsah türünün ulaşmadığını, antik canlının aslında nesli tükenen ‘metriorhynchidae’ timsah sınıfına girdiğini belirti. Young, “Bu yeni tür metriorhynchidae sınıfının fosil kayıtlarındaki boşlukları tamamlıyor… Bulunan fosil, Jura döneminin ortalarında, ‘metriorhynchid’ timsahların dev cüsseli avcılara dönüştüğünü gösteriyor. Ancak Jura döneminin sonlarında, diğer birçok timsah türü de dev acılar haline geldi. Tyrannoneustes’in ilk olarak evrim geçirmesinin, diğer türleri nasıl etkilediğini bilmek çok zor” dedi.

ntvmsnbc