Bir dinozor kafatasının içine yolculuk

İçlerinde Bristol Üniversitesi’nden doktora öğrencisi Stephan Lautenschlager ve Dr Emily Rayfield’ın da bulunduğu çeşitli uluslardan bilim insanlarından oluşan bir ekip koku alma, işitme ve denge duyusunun terizinozorlarda (therizinosaurs) son derece gelişmiş olduğunu buldu dahası bunun fazla gelişmiş ön beyin lobundan kaynaklanmış yada etkilenmiş olabileceğini düşünüyorlar. Bu bulgular bilim insanlarını şaşırttı çünkü böylesine fevkalade duyusal yetiler otçul hayvanlardan çok etçil hayvanlardan beklenir bir şey.

Therizinosaurs 145 ile 66 milyon yıl öncesindeki aralıkta yaşamış anormal bir grup teropod dinozordur. Bu dinozor grubunun üyeleri 50 cm’lik keskin ön kol pençeleri, uzun boyunları ve vücutlarını saran ilkel yumuşak tüyleri olan 7 metrelik büyük hayvanlara evrildiler. Tyrannosaurus rex ve Velociraptor gibi yırtıcı dinozorlarla yakın akraba olmalarına ve tuhaf görünümlerine karşın therizinosaurs muhtemelen barışçıl birer otçuldu.

Erlikosaurus_skull

Kretase döneminden kalma therizinosaur Erlikosaurus andrewsi’nin kafatası

Bu paradokstan ilham alan çeşitli uluslara mensup paleontologlar ilk önce bu gizemli dinozorların kafatasının içini incelemeye karar verdi.

Yüksek çözünürlüklü lazer tarayıcı ve 3 boyutlu bilgisayar görselleri kullanarak  therizinosaurs beyni ve iç kulak anatomisini incelediler. Tüm bunları onların duyusal ve bilişsel yeteneklerinin etçilden otçula geçiş sürecindeki evrimini daha iyi kavrayabilmek için yaptılar.

Çalışma, 90 milyon yıl önce şu an Moğolistan olarak bilinen bölgede yaşamış 3-4 metrelik bir therizinosaur olan Erlikosaurus andrewsi kafatası üzerine odaklandı.

Stephan Lautenschlager: “Elde ettiğimiz sonuçlar, terizinozorların bu çok gelişmiş yetilerini kendi avantajları için kullandıklarını gösteriyor yani tüm bunlar otçul hayvanların yiyecek bulmasında, yırtıcılardan kaçınmasında yada sosyal becerilerinde önemli bir rol oynamış olmalı” diyor.

Muscles1

Erlikosaurus_reconstruction

“Bu çalışma dinozor duyularının evrimine yeni bir bakış açısı kazandırıyor ve bunun düşündüğümüzden daha karmaşık olduğunu gösteriyor.”

Çalışmanın yardımcı yazarı Lindsay Zanno ve diğer bilim insanları bunda hemfikirler: ” Tam donanımlı iyi bir ekipmana evrildiğinizde muhtemelen devamı gelir, ister avcı olun ister avlanan olun, buna değer.”

Ohio Üniversitesi’nden Lawrence Witmer: “Tabiki artık asıl beyin dokusu fosillerde bulunmuyor ancak lazer tarayıcı kullanarak beynin bir zamanlar işgal ettiği kafatası boşluklarını görselleştirerek koku bölgesinin ve diğer beyin bölgelerinin 3 boyutlu bilgisayar görüntülerini oluşturabiliyoruz” diyor.

Farklı dinozor gruplarındaki duyusal fonksiyonların nasıl evrildiğini ve bunların çevreye karşı bir tepki sonucu mu yoksa kalıtımsal olarak basitçe mi meydana geldiğini anlamamız açısından çalışmanın sonuçları oldukça önemli görünüyor. Özellikle dinozorlardan kuşlara geçişteki evrim süreci düşünüldüğünde bu sonuçlar hayli ilginç olabilir.

Reklamlar

Kuyruklu yıldız sonlarını getirdi

ABD bilim insanları, 65 milyon yıl önce Dünya’ya çarparak dinozorların neslinin tükenmesine neden olduğuna inanılan meteorun, aslında bir kuyruklu yıldız olduğunu öne sürdü.

Dinozorları yeryüzünden silen gök cismi, uzun yıllar kabul edildiği gibi bir meteor değil ama bir kuyruklu yıldız olabilir. ABD’nin New Hampshire eyaletindeki Dartmouth Yüksekokulu’nda görev yapan araştırmacılar, Meksika’nın Yucatan yarımadasındaki 180 km genişliğinde Chicxulub kraterinin sanılandan daha küçük ve hızlı bir cisim tarafından oluştuğunu belirtti.

Elde ettikleri sonuçları 44’üncüsü düzenlenen Ay ve Gezegen Bilimleri Konferansı’nda açıklayan araştırma ekibinin başındaki Jason Moore, BBC News’a yaptığı açıklamada, “Amacımız Yukatan yarımadasındaki kratere neden olan cismi çok daha iyi tanımlayabilmek” dedi.

Bilim insanları, krterin bulunduğu bölgede iridyum içeriği doğal oluşum hızının ortaya koyacağından çok daha fazla miktarda iridyum taşlar bulmuş ve kraterin Dünya dışından gelen bir meteorun etkisiyle oluştuğuna karar kılmıştı.

slide_211638_735522_free

HESAPLAR DOĞRU DEĞİL
Moore ve ekibi, araştırmalarının ilk kısmında, Chicxulub kraterinde yer aldığına inanılan yüksek orandaki iridyum verilerini yanlış olduğunu ortaya koydu. Dünya dışından gelen cisimlerin neden olduğu bir diğer element olan osmiyumu ele alan araştırmacılar, yaptıkları karşılaştırma sonucunda 65 milyon yıl önce yaşanan çarpışmanın geride sanıldığından daha az enkaz bıraktığını tespit etti.

Yeniden yapılan iridyum hesaplamaları, Dünya’ya daha küçük bir cismin çarptığına işaret etti. Ardından, elde edilen ilk bulgularla, Chicxulub kraterinin fiziksel özelliklerinin ne kadar uyumlu olduğuna bakıldı.

Moore ve ekibi, 180 km genişliğinde bir krater ortaya çıkaran kozmik cismin, oldukça büyük bir sürate sahip olması gerektiğini ele alarak, meteor teorisine kıyasla, bir kuyruklu yıldızın dev kratere daha uygun olduğunu gördü.

BBC News’a konuşan Moore, “Tespit ettiğimiz iridyum ve osmiyum miktarı için 5 km genişliğinde bir asteroite ihtiyacınız var. Ancak 5 metre genişliğindeki bir asteroit 200 km çapında bir krater açamaz” dedi.

MİLYONLARCA YIL ÖTEDEN GELMİŞ OLABİLİR

Moore, elde ettikleri bulgulara değinerek, “Meteordan daha küçük ama dev bir krater oluşturabilecek cismin ne olabileceğini düşündüğümüzde, aklımıza gelen tek aday kuyruklu yıldız oldu” ifadesini kullandı.

Moore’un ekibinde yer alan Profesör Mukul Sharma, “Gökte hangi cismin ne kadar hızlı hareket ettiğine bakarsanız, en hızlı olarak karşınıza çıkanlar kuyruklu yıldızlar” ifadesini kullandı.

Kuyruklu yıldızlar, Güneş’in etrafında rastgele bir yörünge izleyen, kum, taş ve buz parçalarından oluşan ve çok hızlı hareket eden gök cisimleri olarak biliniyor. Kuyruklu yıldızların oluşması yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca yıl sürebiliyor.

65 milyon yıl önce yaşanan çarpışmanın, dinozorlarla beraber Dünya’daki canlı türlerinin yüzde 70’ini yok ettiği düşünülüyor. Çarpmanın ardından çok şiddetli deprem, yangın ve tsunamilerin oluştuğu, atmosfere saçılan toz ve gazların sıcaklığı artırdığı düşünülüyor.

METEOR İHTİMALİ HALA GEÇERLİ

Moore ve ekibinin yaptığı araştırmayı BBC News’e değerlendiren Londra Imperial College akademisyeni Dr. Gareth Collins, çalışmanın ‘iyi düşünülmüş olduğunu’ belirtti.

Gareth, “Jeokimya’dan yola çıkarak kratere neden olan cismin büyüklüğünü tespit edebileceğimizi sanmıyorum… Jeokimya size cismin kalıntılarının küresel olarak nasıl dağıldığını belirtse de, büyüklüğünü vermez” dedi.

Gareth, “Araştırmacılar, çarpan gök cisminin yüzde 75’inin küresel olarak yayıldığını belirtmiş ve küçük bir cisim olduğu sonucuna varmış. Ancak bu oran yüzde 20’den bile düşük olabilir” ifadesini kullandı.

Bu durum meteor olasılığına kapı aralarken, Moore ve ekibi bu bulguyu kabul ettiklerini, ancak Chicxulub kraterindeki kütle kaybının yüzde 11-25 arası olduğunu belirtti.

ntvmsnbc

Sadece Barney’i mi suçlayalım?

Bir üniversite öğrencisinden Tyrannosaurus Rex çizmesini isteyin muhtemelen o size dik duran kuyruğunu yere sürten küçük kollu bir şey çizecektir. Sekiz yaşındaki bir çocuk da benzer bir şeyi çizecektir. Tabiki yanlış yapıyorlar.

Korkunç T. rex, asla dik durmayan çevik, dinamik bir avcı. Aslında T . rex yatay bir şekilde hareket eder. 1970’lerden beri çoğu dinozor bilimcinin görüşü bu şekildedir, ders kitaplarında ve popüler yayınlarda bu şekilde yer almaya başlamıştır.

th

Tyrannosaurus rex nasıldı? Neden öğrencilerin görüşü bilimin gerisinde? Cornell Üniversitesi’nden bir araştırma ekibi yıllar süren çabadan sonra bu sorulara cevap bulmaya çalıştı. Günümüzdeki güncel bilgilere rağmen geçmişteki bilimsel dayanağı olmayan betimlemeleri hafızamızdan silmek kolay değil. Çocukken izlediğimiz Barney ve arkadaşlarını yada dinozor şeklindeki tavuk cipslerini unutmak kolay değil. Bu popüler olmuş ve halk tarafından kabul görmüş çılgınlığa araştırmacılar “kültürel süredurum” diyor. Bu durumda geçerliliğini yitirmiş bilimsel olmayan veriler halk bilincinde kalmaya devam ediyor.

Araştırmacılar öğrencilerin yaklaşık %70’nin yanlış T. rex şekli çizdiğini saptadı. Popüler medyayı tarayan araştırmacılar önce çocuk kitaplarını inceledi gerçekten doğru betimlenmiş bir T. rex‘e rastlamak imkansızdı. Dahası Toy Story gibi popüler sinema filmleri, yiyecekler,  t-shirtler gibi küçük çocukların haşır neşir olduğu herşeyde T. rex yanlış betimleniyordu.

130207114558-large

( Araştırmacıların baz aldığı şekil A yanlış, şekil B doğru T rex çizimi)

Öğrenciler Jurassic Park’da doğru bir dinozor betimlemesi görse bile artık çok geç çünkü herşey erken yaşta başlıyor.

Kuşlar kuş değildi, o biçimdi

la-sci-sn-dinosaur-early-birds-four-wings-2013-001Çin’in kuzeydoğusundaki Liaoning eyaletinde bulunan fosiller üzerinde yapılan incelemeler, antik kuşların iki değil ama tam dört kanadı olduğunu gösterdi.

Çin’in tanınmış paleontoloğu Zing Xu tarafından, 133-120 milyon yıl öncesinin jeolojik özelliklerini barındıran Jehol Biota bölgesinde yapılan kazılarda, kuşların evrim süreçlerinin çok erken dönemlerine rastladığı düşünülen fosil kalıntıları bulundu.


Çin Bilim Akadesimi’ne bağlı çalışan Xu ve ekibi, dört kanatlı kuşun ‘bilinen en basit uçuş şeklini’ yansıttığını belirtti.

Discovery News’in haberine göre, dört kanatlı kuş modeli, 1903 yılında ilk kez uçmayı başaran Wright kardeşlerin çift kanatlı uçağı gibi basit bir mantığı yansıtıyor. Discovery News’e açıklama yapan Xu, “İlk kuşlari dört kanatlı dinozorlardan türedi. Ancak bu canlıların planör gibi uçabildiğini düşünmek doğru olmaz” dedi.

Xu’nun bahsettiği dinozorlardan bir tanesinin Microraptor olduğu düşünülüyor. Uçamayan bu dinozor, iki bacağı ve kolunda tüylere sahipti. Palentologlar, bir zamanlar bu dinozorun uçabildiğini düşünüyordu.

HAREKET KABİLİYETİ DEĞİŞTİ

Çinli araştırmacılar, 150-100 milyon yıl öncesine uzanan ve her biri Jehol’de bulunan 11 kuş fosilini inceledi. Çok iyi korunmuş olan fosiller, dört ayrı türe aitti.

Antik kuşların, sert tüylerle kaplı, kanatlara benzeyen kol ve bacakları olduğu belirtildi. Xu, bu kol ve bacakların, ‘canlının uçmasını sağladığını ve onları sürüklediğini, veya manevra kabiliyeti gibi özellikler kazandırmış olabileceğini’ belirtti.

Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, ilk kuşlar yerden havalanmak yerine, ağaçlardan atlayarak uçabiliyordu. Bu durum, kuşların zamanla bacaklarındaki tüyleri ve kanat benzeri yapıyı kaybederek iki kanatlı hale gelmiş olmalarını açıklayabilir.

Xu, kuşlardaki evrimin, iki farklı hareket kabiliyetinin evriminden kaynaklandığını belirtti. Kuşlar, kanatlarını uçmak için, bacaklarını ise yürümek ve koşmak için kullanmaya başladı. Ayrıca, ormanlık alanlarda yere ve sulak alanlara iniş yapan kuşlar, bu şekilde bacaklarındaki tüyleri kaybetme sürecini hızlandırdı.

‘BİRÇOK DİNOZOR DÖRT KANATLIYDI’
Science dergisine araştırma hakkında yorumda bulunan ABD’nin Texas Tech Üniversitesi’nden paleontolog Sankar Chatterjee, ‘elde edilen bulgularla dört kanatlı dinozorların sadece Microraptor ile sınırlı olmadığını açıkça anladıklarını’ belirtti.

ABD’nin California Üniversitesi’nden bir diğer paleontolog Kevin Padian da bu düşünceyi savunarak, “tüylerle kaplı kanatların birçok canlıda bulunduğunu ancak bu kanatların uçmak için kullanıldığı konusunda şüphelerin giderilmediğini’ ifade etti. Padian, ‘bu konuda yeterli bir fonksiyonel veya aerodinamik test gerçekleştirilmediğini’ söyledi.

Binlerce fosil üzerinde çalışmalarını devam ettiren Xu ve ekibi, antik fosillerin ilk kuşlar hakkında daha fazla bilgi sunacağına inanıyor.

ntvmsnbc