T-Rex’in korkulu rüyası

ABD’de bilim insanları tarafından keşfedilen dinozor fosili büyük heyecan yarattı. 100 milyon yıl öncesine ait olduğu tahmin edilen fosil 4 tonluk ağırlığı ile dönemindeki diğer dinozorları gölgede bırakıyor.

Siats_Meekerorum_Jorge_Gonzalez_Fb

ABD’de bilim insanları, şimdiye kadar hiç görülmemiş büyüklükte bir dinozor fosili keşfetti. 4 ton ağırlığı ve 9 metreyi aşkın uzunluğuyla büyük yankı uyandıran etçil dinozor tahminlere göre bundan 100 milyon yıl önce yaşadı.

İngiliz Nature Communications dergisinde yayımlanan makaleye göre araştırmacılar ABD’nin Utah eyaletinde kalıntılarını buldukları dinozora ‘Siats meekerorum’ adını verdi.

En büyük üç dinozordan

Siats ismi, Amerika ‘nın yerlilerinden Ute halkının insan yiyen canavar hakkındaki bir efsanesinden geliyor. Dinozora ait kalıntılar, bu halkın yaşamış olduğu bölgede bulundu. Carcharodontosaurus familyasının bir alt grubuna ait olan Siats, Kuzey Amerika’da keşfedilen en büyük üç dinozordan biri.

siats-meekerorum-nature

Fosil büyük heyecan yarattı

Deutsche Welle Türkçe’nin haberine göre North Carolina Üniversitesi’nden Lindsay Zanno heyecanını “Yamaçta dev yaratığın kemiklerini bulduğumuzda ne kadar heyecanlandığımızı tahmin edemezsiniz” diyerek dile getirdi.

Araştırmacılar, bu dev dinozorun keşfedilmesiyle fosil araştırmalarında 30 milyon yıllık bir boşluğun kapandığını belirtiyor.

Radikal

Reklamlar

Rüzgar tüneli testi kuş uçuşu evrimine ışık tuttu

3285A18E-51F7-48B7-8D14-AE5166CB5142_mw1024_n_s

Microraptor yaklaşık 130 milyon yıl önce yaşamıştı, onun kuşların öncüsü olduğu düşünülüyor.

Tüylü bir dinozor modeli ile yapılan rüzgar tüneli testi günümüz kuşlarının tarih öncesi sürüngenlerden evrildiğini ileri süren teoriye bir kanıt daha ekledi.

İngiltere Southampton Üniversitesi’ndeki bilim insanları yaklaşık 130 milyon yıl önce erken Kretase döneminde yaşamış beş kanatlı bir hayvan olan Microraptor’un anatomik olarak doğru, birebir boyutlardaki modelini yaptılar. Dinozorun, kuşların öncüsü olduğuna inanılıyor.

Microraptor’un, tüyleri olan iki ayaklı ilk dinozor olduğu düşünülüyor, tüyler dinozora süzülürken yada uçarken destek olmuş olabilir.

Rüzgar tüneli testi Microraptor’un iyi bir süzülücü olduğunu gösterdi ancak muhtemelen tüm gününü yerde yem arayarak geçiriyordu. Bilim insanları yinede muhtemelen hayvanın yaklaşık 100 metre kadar süzülebilecek yeterli bir seviyeye tırmanabildiğini düşünüyor.

Bazı bilim insanları Microraptor’un kanat ve bacak pozisyonunun onun olası uçuşunu engelleyip engellemediğini merak ediyordu ancak test sonuçları bunun bir faktör olmadığını gösterdi.

Nature Communications jurnalında yayımlanan makaleye göre, “Microraptor’un etkin bir süzülüş gerçekleştirebilmesi için karmaşık ve “modern” bir kanat morfolojisine (yapısına) ihtiyacı yoktu”. “Simetrik tüyler dinozorlarda ilk önce aerodinami gerektirmeyen fonksiyonlar için evrildiler daha sonra ise yerden yükseğe kaldırma kuvveti uygulamaya adapte oldular.”

İşte rüzgar tüneli testini gösteren bir video aşağıda:

Dünyanın en eski kuşu bulundu

Çin’deki kazılarda yapılan keşif, dünyanın en eski kuşu olarak kabul edilen Archaeopteryx’i ikinci sıraya itti. Paleontologlar, Aurornis xui adı verilen yeni bir kuş türünün Archaeopteryx’ten 10 milyon yıl önce yaşadığını belirtti.

Çin’in Liaoning eyatindeki Yaoluguo kentinde yapılan kazılarda buluanan Aurornis xui adı verilen kuş, tarihin bilinen ilk kuş türü unvanını elde etti. Aurornis xui, aynı zamanda ‘kuş mu yoksa tüylü dinozor mu’ tartışması yapılan Archaeopteryx’in de tekrar kuş haritasına eklenmesini sağladı.

İlk olarak 1861 yılında keşfedilen Archaeopteryx, bilim insanlarında dünyanın en eski kuşu olarak kabul edilmişti. Ancak 2011’de yapılan filogenetik analizler, Archaeopteryx’in kuş değil, tüylü dinozor olduğuna işaret etti.

Analizlerin doğru olması halinde, uçabilme özelliğinin omurgalılarda en az dört kez evrim geçirdiği ortaya konmuş olacaktı. Ancak yeni bir tüylü hayvanı ortaya çıkaracak fosil keşfinin bu düşünceyi çürütebileceği belirtilmişti. Aurornis xui, tahminleri doğruladı.

FOSİL TÜCCARINDAN ALINDI
Guardian sitesinin verdiği bilgiye göre, bir sülün büyüklüğünde olan Aurornis xui, uzun pençelere ve kuyruğa sahipti. Kuyruğundan gagasına olan uzunluğu 50 cm olan kuşun ön ve arka ayakları Archaeopteryx ile benzerlik gösterirken, ilkel bir kemik yapısı ortaya koyduğu belirtildi.

Yaoluguo’nun tortul kayalıklarında 153 ila 165 milyon yıl önce oluştuğu düşünülen fosil, Yizhou Fosil ve Jeoloji Park’ında görevli bilim insanları tarafından bir fosil tüccarından satın alındı.

Hakkındaki araştırma Nature dergisinde yayımlanan Aurornis xui, 10 milyon yıl farkla Archaeopteryx’ten daha yaşlı bir kuş olarak belirlenirken, takipçisini de yeniden kuş alemine kazandırdı.

‘Şafak kuşu’ anlamına gelen Aurornis’in fosili, kuşun kuyruğu, boynu ve göğsüne ait izleri barındırıyor. Fosili inceleyen araştırma ekibinde yer alan İngiltere’nin Southampton Üniversitesi’nde paleontolog olan Gareth Dyke, “Çok önemli bir fosil elde ettik… Aurornis, dünyanın en eski kuşu olarak bilinen Archaeopteryx’i arkasına itti” dedi.

Aurornis

DİNOZOR-KUŞ?
Her ne kadar yeniden kuş olduğu belirtilse de, Archaeopteryx’in tüylü dinozorlardan Troodontidae’ye olan benzerliği de gözardı edilmiyor.

BBC’ye konuşan Londra Doğal Tarih Müzesi’nden Dr. Paul Barrett, “Anatominin çok küçük, ezoterik özelliklerini tartışıyoruz… Kuş orijinin etrafında yer alan bu canlılar kuşa benzeyen ama aslında kuş olmayan dinozorlar” dedi.

Barrett, ‘vücuttaki sadece bir veya iki değişimin, canlının ait olduğu türü değiştirebileceğine’ dikkat çekti. Barrett, “Kuşların sınıfına giren canlılar kanatları, kalçaları, göğüs kasları ve omuz yapıları gibi uçmalarını sağlayan anatomik özelliklere sahip olmalı” ifadesini kullandı.

ntvmsnbc

Bir dinozor kafatasının içine yolculuk

İçlerinde Bristol Üniversitesi’nden doktora öğrencisi Stephan Lautenschlager ve Dr Emily Rayfield’ın da bulunduğu çeşitli uluslardan bilim insanlarından oluşan bir ekip koku alma, işitme ve denge duyusunun terizinozorlarda (therizinosaurs) son derece gelişmiş olduğunu buldu dahası bunun fazla gelişmiş ön beyin lobundan kaynaklanmış yada etkilenmiş olabileceğini düşünüyorlar. Bu bulgular bilim insanlarını şaşırttı çünkü böylesine fevkalade duyusal yetiler otçul hayvanlardan çok etçil hayvanlardan beklenir bir şey.

Therizinosaurs 145 ile 66 milyon yıl öncesindeki aralıkta yaşamış anormal bir grup teropod dinozordur. Bu dinozor grubunun üyeleri 50 cm’lik keskin ön kol pençeleri, uzun boyunları ve vücutlarını saran ilkel yumuşak tüyleri olan 7 metrelik büyük hayvanlara evrildiler. Tyrannosaurus rex ve Velociraptor gibi yırtıcı dinozorlarla yakın akraba olmalarına ve tuhaf görünümlerine karşın therizinosaurs muhtemelen barışçıl birer otçuldu.

Erlikosaurus_skull

Kretase döneminden kalma therizinosaur Erlikosaurus andrewsi’nin kafatası

Bu paradokstan ilham alan çeşitli uluslara mensup paleontologlar ilk önce bu gizemli dinozorların kafatasının içini incelemeye karar verdi.

Yüksek çözünürlüklü lazer tarayıcı ve 3 boyutlu bilgisayar görselleri kullanarak  therizinosaurs beyni ve iç kulak anatomisini incelediler. Tüm bunları onların duyusal ve bilişsel yeteneklerinin etçilden otçula geçiş sürecindeki evrimini daha iyi kavrayabilmek için yaptılar.

Çalışma, 90 milyon yıl önce şu an Moğolistan olarak bilinen bölgede yaşamış 3-4 metrelik bir therizinosaur olan Erlikosaurus andrewsi kafatası üzerine odaklandı.

Stephan Lautenschlager: “Elde ettiğimiz sonuçlar, terizinozorların bu çok gelişmiş yetilerini kendi avantajları için kullandıklarını gösteriyor yani tüm bunlar otçul hayvanların yiyecek bulmasında, yırtıcılardan kaçınmasında yada sosyal becerilerinde önemli bir rol oynamış olmalı” diyor.

Muscles1

Erlikosaurus_reconstruction

“Bu çalışma dinozor duyularının evrimine yeni bir bakış açısı kazandırıyor ve bunun düşündüğümüzden daha karmaşık olduğunu gösteriyor.”

Çalışmanın yardımcı yazarı Lindsay Zanno ve diğer bilim insanları bunda hemfikirler: ” Tam donanımlı iyi bir ekipmana evrildiğinizde muhtemelen devamı gelir, ister avcı olun ister avlanan olun, buna değer.”

Ohio Üniversitesi’nden Lawrence Witmer: “Tabiki artık asıl beyin dokusu fosillerde bulunmuyor ancak lazer tarayıcı kullanarak beynin bir zamanlar işgal ettiği kafatası boşluklarını görselleştirerek koku bölgesinin ve diğer beyin bölgelerinin 3 boyutlu bilgisayar görüntülerini oluşturabiliyoruz” diyor.

Farklı dinozor gruplarındaki duyusal fonksiyonların nasıl evrildiğini ve bunların çevreye karşı bir tepki sonucu mu yoksa kalıtımsal olarak basitçe mi meydana geldiğini anlamamız açısından çalışmanın sonuçları oldukça önemli görünüyor. Özellikle dinozorlardan kuşlara geçişteki evrim süreci düşünüldüğünde bu sonuçlar hayli ilginç olabilir.

Kuşlar kuş değildi, o biçimdi

la-sci-sn-dinosaur-early-birds-four-wings-2013-001Çin’in kuzeydoğusundaki Liaoning eyaletinde bulunan fosiller üzerinde yapılan incelemeler, antik kuşların iki değil ama tam dört kanadı olduğunu gösterdi.

Çin’in tanınmış paleontoloğu Zing Xu tarafından, 133-120 milyon yıl öncesinin jeolojik özelliklerini barındıran Jehol Biota bölgesinde yapılan kazılarda, kuşların evrim süreçlerinin çok erken dönemlerine rastladığı düşünülen fosil kalıntıları bulundu.


Çin Bilim Akadesimi’ne bağlı çalışan Xu ve ekibi, dört kanatlı kuşun ‘bilinen en basit uçuş şeklini’ yansıttığını belirtti.

Discovery News’in haberine göre, dört kanatlı kuş modeli, 1903 yılında ilk kez uçmayı başaran Wright kardeşlerin çift kanatlı uçağı gibi basit bir mantığı yansıtıyor. Discovery News’e açıklama yapan Xu, “İlk kuşlari dört kanatlı dinozorlardan türedi. Ancak bu canlıların planör gibi uçabildiğini düşünmek doğru olmaz” dedi.

Xu’nun bahsettiği dinozorlardan bir tanesinin Microraptor olduğu düşünülüyor. Uçamayan bu dinozor, iki bacağı ve kolunda tüylere sahipti. Palentologlar, bir zamanlar bu dinozorun uçabildiğini düşünüyordu.

HAREKET KABİLİYETİ DEĞİŞTİ

Çinli araştırmacılar, 150-100 milyon yıl öncesine uzanan ve her biri Jehol’de bulunan 11 kuş fosilini inceledi. Çok iyi korunmuş olan fosiller, dört ayrı türe aitti.

Antik kuşların, sert tüylerle kaplı, kanatlara benzeyen kol ve bacakları olduğu belirtildi. Xu, bu kol ve bacakların, ‘canlının uçmasını sağladığını ve onları sürüklediğini, veya manevra kabiliyeti gibi özellikler kazandırmış olabileceğini’ belirtti.

Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, ilk kuşlar yerden havalanmak yerine, ağaçlardan atlayarak uçabiliyordu. Bu durum, kuşların zamanla bacaklarındaki tüyleri ve kanat benzeri yapıyı kaybederek iki kanatlı hale gelmiş olmalarını açıklayabilir.

Xu, kuşlardaki evrimin, iki farklı hareket kabiliyetinin evriminden kaynaklandığını belirtti. Kuşlar, kanatlarını uçmak için, bacaklarını ise yürümek ve koşmak için kullanmaya başladı. Ayrıca, ormanlık alanlarda yere ve sulak alanlara iniş yapan kuşlar, bu şekilde bacaklarındaki tüyleri kaybetme sürecini hızlandırdı.

‘BİRÇOK DİNOZOR DÖRT KANATLIYDI’
Science dergisine araştırma hakkında yorumda bulunan ABD’nin Texas Tech Üniversitesi’nden paleontolog Sankar Chatterjee, ‘elde edilen bulgularla dört kanatlı dinozorların sadece Microraptor ile sınırlı olmadığını açıkça anladıklarını’ belirtti.

ABD’nin California Üniversitesi’nden bir diğer paleontolog Kevin Padian da bu düşünceyi savunarak, “tüylerle kaplı kanatların birçok canlıda bulunduğunu ancak bu kanatların uçmak için kullanıldığı konusunda şüphelerin giderilmediğini’ ifade etti. Padian, ‘bu konuda yeterli bir fonksiyonel veya aerodinamik test gerçekleştirilmediğini’ söyledi.

Binlerce fosil üzerinde çalışmalarını devam ettiren Xu ve ekibi, antik fosillerin ilk kuşlar hakkında daha fazla bilgi sunacağına inanıyor.

ntvmsnbc

165 milyon yıllık fosil müzede bulundu

Araştırmacılar, 165 milyon yıllık yunus şeklinde, krokodil sınıfına ait dev bir canlıya ait olduğunu belirttikleri fosil buldu. Ancak fosilin bulunduğu yer bir kazı alanı değil, müze.

Antk bir canlının fosiline ait parça, İskoçya’daki bir müzenin çekmecesinde bulundu. Fosili bulunan antik timsaha, ‘Tyrannoneustes lythrodectikos’ adı verildi. Dev cüsseli bir avcı olduğu belirtilen antik timsah, “suları kana bulayan yüzücü” olarak ifade edildi.

Uzun yıllar çekmecede unutulan fosil hakkında LiveScience sitesine bilgi veren İngiltere’nin Southampton Üniversitesi’nden palentolog Mark Young, “Tyrannoneustes, 165 milyon yıl önce yaşamış olan, yunus benzeri bir canlıydı” dedi.

Young, antik timsanın ‘uzun bir buruna, geniş yüzgeçlere, zırhsız deri ve yine yüzgeç benzeri bir kuyruğa sahip olduğunu’ belirtti. Alt kısmı üst kısmından daha geniş olan kuyruk, bu özelliğiyle modern köpekbalıklarının kuyruğuna benziyordu. Bilim insanları, Tyrannoneustes’in ne kadar büyük olduğu konusunda emin olmasa da, alt çenesinin sağ tarafının en az 67 santimetre uzunluğunda olduğu tahmin ediliyor.

article-2269206-1732FC60000005DC-989_634x352

DEV AVCI
Journal of Systematic Palaeontology dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, Tyrannoneustes, alt çenesi ve dişleri sayesinde, kendisinden küçük canlıları kolaylıkla avlayabilen korkutucu bir canlıydı. Tyrannoneustes, ağzıyla yakaladığı avlarını muhtemelen parçalıyor ve küçük parçalara bölerek yiyordu.

Dev timsahın fosilinin bulunduğu bölgenin, 165 milyon yıl önce Avrupa’nın büyük kısmı gibi sığ sular altında olduğu ifade edildi. Young, “Tyrannoneustes’in yaşadığı dönemde, Avrupa büyük karalara sahip bir takımadalar halindeydi. Deniz yüzeyindeki sıcaklık 20-27 derece arasında değişiyordu. Tyrannoneustes’in yaşadığı bölgede, kendisi dışında denizlerde yaşayan birçok canlı türü vardı. Bunların birçoğu efsanevi Loch Ness canavarına benzeyen dinozorlar, balıklar ve mürekkep balıklarıydı.

20’İNCİ YÜZYILIN BAŞINDA KEŞFEDİLDİ
Tyrannoneustes’in de aralarında bulunduğu fosiller, ünlü paleontolog olan ve ‘fosil avcısı’ olarak bilienn Alfred Leeds tarafından 1907 ile 1909 yılları arasında bir kil çukurunda bulundu. Fosiller, Glascow’daki Hunterian Müze ve Sanat Galerisi’nde bir çekmeceye kaldırıl ve unutuldu. Young ve meslektaşları tarafından bulunan fosiller, yaklaşık 100 yıl el dokunmadan bekledi.

Young, Tyrannoneustes’ten günümüze hiçbir timsah türünün ulaşmadığını, antik canlının aslında nesli tükenen ‘metriorhynchidae’ timsah sınıfına girdiğini belirti. Young, “Bu yeni tür metriorhynchidae sınıfının fosil kayıtlarındaki boşlukları tamamlıyor… Bulunan fosil, Jura döneminin ortalarında, ‘metriorhynchid’ timsahların dev cüsseli avcılara dönüştüğünü gösteriyor. Ancak Jura döneminin sonlarında, diğer birçok timsah türü de dev acılar haline geldi. Tyrannoneustes’in ilk olarak evrim geçirmesinin, diğer türleri nasıl etkilediğini bilmek çok zor” dedi.

ntvmsnbc

Tüylü dinozor Eosinopteryx kuş evrimine ışık tuttu

130124091532-largeÇin’de kuş gibi tüylü bir dinozor türüne ait kalıntılar bulundu. En az 145 milyon yıl öncesine ait kalıntılar, Kuş Evrimi Teorisi‘ni zora soktu.

Çin’in kuzeydoğusunda, kuş gibi tüylü bir dinozor türüne ait fosilleşmiş kalıntılar bulundu. Nature Communications adlı dergide yayımlanan fosiller üzerinde yapılan bilimsel çalışmada, yaklaşık 145-201 milyon yıl öncesine ait bir dönemi kapsayan Jura Jeolojik Devri’nden kalma kalıntıların bilim dünyasında kabul gören Kuş Evrimi Teorisi’ni zora soktuğu belirtildi.

Bilimsel araştırmanın yazı heyetinde yer alan İngiltere’deki Southampton Üniversitesi Omurgalılar Fosil Bilimi Bölümü’nden Doç. Gareth Dyke, yeni ortaya çıkarılan 30 santimetre uzunluğundaki dinozora ait fosilin, şimdiye kadar kuşların atası olarak kabul edilen teropotlardan daha eski bir devirden kalma olduğunu belirtti.

Dyke, ‘Eosinopteryx’ adı verilen yeni ‘kuş dinozoru’ fosilinin, 120 – 130 milyon yıl öncesine ait bir dönemi kapsayan İlk Mezozoik devre ait teropotlardan daha eski bir devirden kalma olduğunu vurguladı.

İLK KUŞ HAKKINDA KUŞKU
Yaptıkları keşfin, daha önceden modern kuşların evrimi açısından büyük öneme sahip olduğu dile getirilen, ‘ilk kuş’ adı da verilen meşhur Arkeopteriks fosiline dayanan teori hakkında kuşku yarattığını anlatan Dyke, “Bulgularımız bize uçmanın kökeninin sanıldığından daha karmaşık olduğunu gösteriyor” dedi.

Araştırmacılar, dinozor fosili hakkında yaptıkları çalışmada Eosinopteryx adlı dinozorun, küçük kanat genişliği ve kanatlarını çırpmasını sınırlayan kemik yapısı nedeniyle uçamadığını belirlediklerini belirtti.

Dinozorun ayrıca toprakta yürümeye elverişli ayak parmaklarının olduğuna işaret eden araştırmacılar, kuyruğunda ve bacaklarının alt kısmındaki, vücutlarının diğer kısımlarına göre daha seyrek tüylerin de bu türün koşmasını daha kolaylaştırdığını kaydetti.

Kuşların, bundan 120-130 milyon yıl önce erken kretase döneminde yaşamış teropodlardan evrildiği paleontologlar tarafından yıllar boyu kabul görmüştür. Jura döneminin sonlarındaki döneme ait bu tüylü dinozor fosilinin keşfiyle bu teori desteklenmiş oldu.