Rüzgar tüneli testi kuş uçuşu evrimine ışık tuttu

3285A18E-51F7-48B7-8D14-AE5166CB5142_mw1024_n_s

Microraptor yaklaşık 130 milyon yıl önce yaşamıştı, onun kuşların öncüsü olduğu düşünülüyor.

Tüylü bir dinozor modeli ile yapılan rüzgar tüneli testi günümüz kuşlarının tarih öncesi sürüngenlerden evrildiğini ileri süren teoriye bir kanıt daha ekledi.

İngiltere Southampton Üniversitesi’ndeki bilim insanları yaklaşık 130 milyon yıl önce erken Kretase döneminde yaşamış beş kanatlı bir hayvan olan Microraptor’un anatomik olarak doğru, birebir boyutlardaki modelini yaptılar. Dinozorun, kuşların öncüsü olduğuna inanılıyor.

Microraptor’un, tüyleri olan iki ayaklı ilk dinozor olduğu düşünülüyor, tüyler dinozora süzülürken yada uçarken destek olmuş olabilir.

Rüzgar tüneli testi Microraptor’un iyi bir süzülücü olduğunu gösterdi ancak muhtemelen tüm gününü yerde yem arayarak geçiriyordu. Bilim insanları yinede muhtemelen hayvanın yaklaşık 100 metre kadar süzülebilecek yeterli bir seviyeye tırmanabildiğini düşünüyor.

Bazı bilim insanları Microraptor’un kanat ve bacak pozisyonunun onun olası uçuşunu engelleyip engellemediğini merak ediyordu ancak test sonuçları bunun bir faktör olmadığını gösterdi.

Nature Communications jurnalında yayımlanan makaleye göre, “Microraptor’un etkin bir süzülüş gerçekleştirebilmesi için karmaşık ve “modern” bir kanat morfolojisine (yapısına) ihtiyacı yoktu”. “Simetrik tüyler dinozorlarda ilk önce aerodinami gerektirmeyen fonksiyonlar için evrildiler daha sonra ise yerden yükseğe kaldırma kuvveti uygulamaya adapte oldular.”

İşte rüzgar tüneli testini gösteren bir video aşağıda:

‘Koca burunlu’ yeni bir dinozor türü bulundu

Bilim insanları, ABD’nin Utah eyaletinde yapılan kazılarda yeni bir dinozor türünün iskeletine ulaştı.

ABD’de büyük burnu ve boynuzlarıyla dikkat  çeken yeni bir dinozor çeşidine ait kemikler gün ışığına çıkarıldı.

Boyu 4,5 metre, ağırlığı ise 1,8 tona ulaşan Nasutoceraptops titusi adı verilen yeni dinozor türü, Proceedings of the Royal Society B adlı bilimsel dergide bilim dünyasına tanıtıldı.

Dinozoru tanıtan Utah Üniversitesi’ne bağlı Ulusal Utah Müzesi yetkilileri yeni türün özellikle çok büyük burnu ve gözlerinin üzerinde alışılmadık ölçülerde uzun ileriye doğru uzanan kavisli boynuzlarıyla benzersiz olduğuna işaret etti.

Triceratops ailesine mensup yeni türe adı, mensup olduğu ailenin ismini ifade eden Nasutotceratops ile Grand Staircase-Escalante Ulusal Abide adı verilen keşif bölgesinde uzun yıllar çalışmalarda bulunan paleontolojist AlanTitus’un soyadı birleştirilerek konuldu.

Nasutoceratops-swamp-martin-1024x1024

Kretase zamanında Utah bataklıklarında Nasutoceratops.  Resim Raul Martin’e ait.

BOYNUZLARIYLA ‘MESAJLAŞIYORLARDI’
Proceedings of the Royal Society B yayımlanan araştırmada yer alan Denver Doğa ve Bilim Müzesi’nden paleontolog Scott Sampson, ‘Nasutoceratops türünün yavaş hareket eden, korunmak için gür çalılıkların arasında gezinen bir dinozor olduğunu’ söyledi.

Erkeklerin, dişilerle beraber olmak için ‘kafalarıyla dövüştüklerini’ belirten Sampson, ‘kıvrık boynuzlarını kavgalarda üstün gelmek için kullandıklarını’ ifade etti.

National Geographic’e bilgi veren Sampson, boynuzların bir diğer işlevinin de ‘benimle uğraşma’ mesajı vermek olduğunu söyledi.

Araştırmada yer almayan Pittsburgh Carneige Ulusal Tarih Müzesi’nden paleontolog Matt Lamanna, otçul dinozorların kendilerini savunmak için de boynuzlarını kullanmış olabileceklerini belirterek, “Eğer sizi yemeye çalışan birileri varsa, kafanızdaki büyük boynuzları kullanırsınız” dedi.

ANTİK CENNETTE YAŞADILAR
Bilim insanları, Nasutoceratops türünün on milyonlarca yıl önce günümüz Jamaika’sını andıran bir bölgede yaşadığını belirtti.

‘Laramidia’ adı verilen izole edilmiş toprak parçası, 75 milyon yıl önce Kretase Dönemi’nde kuzey Orta Amerika’da sığ deniz sularının neden olduğu selle ortaya çıkmıştı.

Araştırmacı Sampson, Laramidia’yı, ‘denize yakın, bir ucundan diğer ucuna kadar Jamaika gibi bir yer’ olarak tanımladı.

ntvmsnbc

Dünyanın en eski kuşu bulundu

Çin’deki kazılarda yapılan keşif, dünyanın en eski kuşu olarak kabul edilen Archaeopteryx’i ikinci sıraya itti. Paleontologlar, Aurornis xui adı verilen yeni bir kuş türünün Archaeopteryx’ten 10 milyon yıl önce yaşadığını belirtti.

Çin’in Liaoning eyatindeki Yaoluguo kentinde yapılan kazılarda buluanan Aurornis xui adı verilen kuş, tarihin bilinen ilk kuş türü unvanını elde etti. Aurornis xui, aynı zamanda ‘kuş mu yoksa tüylü dinozor mu’ tartışması yapılan Archaeopteryx’in de tekrar kuş haritasına eklenmesini sağladı.

İlk olarak 1861 yılında keşfedilen Archaeopteryx, bilim insanlarında dünyanın en eski kuşu olarak kabul edilmişti. Ancak 2011’de yapılan filogenetik analizler, Archaeopteryx’in kuş değil, tüylü dinozor olduğuna işaret etti.

Analizlerin doğru olması halinde, uçabilme özelliğinin omurgalılarda en az dört kez evrim geçirdiği ortaya konmuş olacaktı. Ancak yeni bir tüylü hayvanı ortaya çıkaracak fosil keşfinin bu düşünceyi çürütebileceği belirtilmişti. Aurornis xui, tahminleri doğruladı.

FOSİL TÜCCARINDAN ALINDI
Guardian sitesinin verdiği bilgiye göre, bir sülün büyüklüğünde olan Aurornis xui, uzun pençelere ve kuyruğa sahipti. Kuyruğundan gagasına olan uzunluğu 50 cm olan kuşun ön ve arka ayakları Archaeopteryx ile benzerlik gösterirken, ilkel bir kemik yapısı ortaya koyduğu belirtildi.

Yaoluguo’nun tortul kayalıklarında 153 ila 165 milyon yıl önce oluştuğu düşünülen fosil, Yizhou Fosil ve Jeoloji Park’ında görevli bilim insanları tarafından bir fosil tüccarından satın alındı.

Hakkındaki araştırma Nature dergisinde yayımlanan Aurornis xui, 10 milyon yıl farkla Archaeopteryx’ten daha yaşlı bir kuş olarak belirlenirken, takipçisini de yeniden kuş alemine kazandırdı.

‘Şafak kuşu’ anlamına gelen Aurornis’in fosili, kuşun kuyruğu, boynu ve göğsüne ait izleri barındırıyor. Fosili inceleyen araştırma ekibinde yer alan İngiltere’nin Southampton Üniversitesi’nde paleontolog olan Gareth Dyke, “Çok önemli bir fosil elde ettik… Aurornis, dünyanın en eski kuşu olarak bilinen Archaeopteryx’i arkasına itti” dedi.

Aurornis

DİNOZOR-KUŞ?
Her ne kadar yeniden kuş olduğu belirtilse de, Archaeopteryx’in tüylü dinozorlardan Troodontidae’ye olan benzerliği de gözardı edilmiyor.

BBC’ye konuşan Londra Doğal Tarih Müzesi’nden Dr. Paul Barrett, “Anatominin çok küçük, ezoterik özelliklerini tartışıyoruz… Kuş orijinin etrafında yer alan bu canlılar kuşa benzeyen ama aslında kuş olmayan dinozorlar” dedi.

Barrett, ‘vücuttaki sadece bir veya iki değişimin, canlının ait olduğu türü değiştirebileceğine’ dikkat çekti. Barrett, “Kuşların sınıfına giren canlılar kanatları, kalçaları, göğüs kasları ve omuz yapıları gibi uçmalarını sağlayan anatomik özelliklere sahip olmalı” ifadesini kullandı.

ntvmsnbc

‘Kalın kafalı’ dinozorların en eskisi

Bilim insanları, Kuzey Amerika’daki ve büyük olasılıkla dünyadaki ‘kalın kafalı’ dinozorların en eski türünü buldu.

130507124800-large

Köpek büyüklüğündeki hayvanın, kalın kemikli kafasını diğer dinozorlara ‘kafa atmakta’ kullandığı sanılıyor.

Toronto Üniversitesi’nden bilim insanları Nature Communications adındaki dergide açıkladıkları yeni türün, dinozorların soyağacındaki boşluğu doldurduğunu bildirdiler.

Bilim insanları Acrotolus audeti adındaki yeni türe benzer başka küçük dinozorların da keşfedilmeyi beklediğine inanıyor.

Tas şeklinde kemikli kafa yapısına sahip dinozor, ya da kalın kafalı kertenkele türüne pakisefalosorus deniyor. Pakisefalosorus otobur bir dinozor türü.

Kalın kemikli kafasını diğer dinozorların saldırılarından korunmak için kullandığı sanılıyor.

Yeni bulunan Akrotolus, 85 milyon yıl öncesine ait.

Büyük bir köpek ağırlığında olan dinozorun, 40 kg ağırlığında olduğu, iki ayak üzerinde yürüdüğü ve yekpare kafatasının üst kısmının 10 santimden kalın olduğu bildiriliyor.

Ontario Müzesi ve Toronto Üniversitesi uzmanlarından Dr. David Evans’a göre fosil, kafatası kalın dinozorların evrim sürecine ışık tutacak.

Evans, BBC’ye yaptığı açıklamada, “Bulunan dinozorun ilginç yanı, Kuzey Amerika’da bilinen pakisefalosorusların en eskisi olması, muhtemelen dünyadaki kalın kafalı dinozorların da en eskisi” dedi.

Ağırlığı 100 kilonun altında olan dinozorlara ait fazla fosil bulunmadığı için haklarında diğer türler kadar fazla bilgi yok.

BBC Türkçe

Çin’de bebek bir dinozor gün yüzüne çıkartıldı

r-BABY-DINOSAUR-large570

Söz konusu keşif, fosil kalıntısını bulan bilim ekibinin de başı olan ABD George Washington Üniversitesi’nden Biyoloji Profesörü James Clark tarafından yapıldı.

Araştırmacılar, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ne bağlı Vucaivan yöresinde bulunan fosil kalıntısının, 1 metre boyunda, 1,35 kilogram ağırlığındaki 1 yaşından küçük dinozor yavrusuna ait olduğunun sanıldığını ifade etti.

Bulunan yeni dinozor türü, Clark ve Güney Afrika ‘daki Witwatersrand Üniversitesi’nden Dr. Jonah Choiniere tarafından “Journal of Sytematic Palaeontoloji” adlı bilimsel dergide tanıtıldı.

161 milyon yıl kadar önce yaşadığı sanılan, kısa ön ve uzun arka bacaklarıyla dikkati çeken “Teropod” türüne ait dinozora, “Batı’ya Yolculuk” adlı Çin efsanesindeki Ejderha Kral’a atfen, “Aorun zhaoi” adı verildi.

Araştırmacılar, fosil kalıntısında bulunan çok sayıda dişin, dinozorun, kertenkelelerin yanı sıra memeliler ve timsah türlerinin küçük akrabalarıyla beslenen etobur bir türe ait olduğuna işaret ettiğini belirtti.

AA

Paleontologlar yeni bir pterozor türü tanımladı

Romanya, Birleşik Krallık ve Brezilya’dan bir grup bilim insanı dinozorlar çağından kalma nesli tükenmiş bambaşka bir yeni uçan sürüngen fosilini daha tanımladılar.

68 milyon yıllık Eurazhdarcho langendorfensis adı verilen fosil Romanya’nın Sebeş-Glod bölgesindeki Son Kretase dönemine ait taşlar arasından çıkarıldı.

PLoS One jurnalındaki makalenin yardımcı yazarı ve bu yeni türü tanımlamaya yardımcı olan Southampton Üniversitesi’nden Dr Darren Naish: “Eurazhdarcho, azhdarchids olarak bilinen bir pterozor grubu üyesi. Bu hayvanların uzun boyunları ve uzun gagaları vardı, kanatları havada rahatlıkla süzülebilmeleri için adapte olmuştu. Kanat ve bacak kemiklerine ait birçok özellik onların gerektiğinde kanatlarını katlayabildiklerini ve dört uzuvlarıyla yürüyebildiklerini gösteriyor” diyor.

“Üç metrelik kanat açıklığıyla Eurazhdarcho oldukça büyük bir hayvandı ama devasa değildi. Bu şimdiye dek Romanya’da keşfedilen çoğu hayvan için geçerli bir durum: buradaki hayvanlar başka yerlerdeki akrabalarına nazaran genellikle anormal birşekilde küçükler.”

image_867

Yukarıdaki harita aralarında Eurazhdarcho langendorfensis’in de yer aldığı irili ufaklı azhdarchids fosillerinin çıkarıldığı yerleri gösteriyor. Öyle görünüyor ki Son Kretase dönemine ait çoğu doğal ortam iki yada üç farklı azhdarchid türüne ev sahipliği yapıyordu.

Keşfedilen bu fosil Avrupa’da bugüne kadar keşfedilmiş en eksiksiz azhdarchid örneği ve keşif bu hayvanların davranışları üzerine uzun zamandır tartışılagelen bir teoriyi de destekliyor.

130204111548-large_zps02c6f627

Eurazhdarcho’nun keşfedilen kemik parçaları

Southampton’daki Ulusal Oşinografi Merkezi’nden makalenin baş yazarı Dr Gareth Dyke: “Uzmanlar azhdarchidslerin yaşam şekilleri ve davranışları üzerine yıllardır kafa yoruyor. Bu hayvanların havada süzülerek avlarını sudan yakaladıkları öne sürülmüştü, sulak alanları taradıkları ve leylekler gibi avlandıkları düşünülmüştü yada kum çullukları gibi koca gagalarını çamura saplayarak avlanıyorlardı.” diye açıklama getiriyor.

“En yeni açıklamalardan biri azhdarchidslerin ormanları, düzlükleri ve diğer bölgeleri avlanmak için yürüyerek katettiklerini öne sürüyor.  Eurazhdarcho bu görüşü destekliyor çünkü fosilleri denizden uzak iç bölgelerden geliyor bu tip yerlerde daha çok ormanlık alanlar, düzlükler, büyük nehirler ve sulak alanlar yer alıyor.”

Bölgeden çıkarılan fosiller gösteriyor ki hem devasa  hem de küçük azhdarchidslerin bir arada yaşamış olduğu birçok yer var. Eurazhdarcho’nun keşfi aynı bölgede aynı zamanda birçok  hayvanın farklı avlarla ilgilendiğini gösteriyor. Son Kretase dönemi önceden düşünüldüğünden daha karmaşık bir tablo ortaya koyuyor.

Tarihin en eski dinozor embriyosu

Çin’de araştırmalar yapan uluslararası paleontolog ekibi, çok sayıda yeni dinozor embriyosu fosili ortaya çıkardı.

nature-how-muscles-grew-in-dinosaur-embryos_66144_600x450

Dünya’daki egemenlikleri 65 milyon yıl önce sona eren dinozorların, bilinen tüm canlılara kıyasla en hızlı embriyonik evreye sahip olduğu ortaya çıktı.

Çin’in güneybatısındaki Yunnan eyaletinde bulunan Kunming kenti yakınlarındaki kazı alanında, otobur Lufengosaurus dinozoruna ait çok sayıda kalıntı bulundu. Boyları 10 metreye kadar çıkan Lufengosaurus’lar, zamanla Dünya’nın gördüğü iki ayak üzerindeki en büyük dinozor olacak şekilde evrim geçirdi.

Nature dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, 195 milyon yıllık kalıntılar üzerinde incelemeler yapan isimlerden Robert Reisz, “Bu canlılar bugüne dek gördüğümüz tüm memeli, kuş veya diğer dinozor türlerinden daha hızlı gelişiyordu” dedi. Kanada’nın Toronto Üniversitesi’nde akademisyen olan Reisz’ın ekibinde, Çin, Tayvan, Avustralya ve Almanya’dan gelen paleontologlar da yer aldı.

Araştırmacılar, Lufengosaurus embriyolarının, bugüne dek bulunan en eski dinozor kalıntıları olduğunu belirtti.

New York Amerikan Doğal Tarih Müzesi’nden Mark Norell, “Bulunan fosiller gelişim sürecindeki dinozorların erken embriyolojik evreleri hakkında benzersiz bir bakış açısı sunuyor” dedi.

YUMURTALARI NE DAĞITTI?
Wall Street Journal’ın haberine göre, araştırmacılar fosilleri kızılötesi senkrotron ışınlarına maruz bırakarak, mineralleşmiş kemikler içindeki organik proteinlerin izlerini araştırdı. Uygulanan yöntemle, incelenen materyalin iç kimyasına zarar verilmemiş oldu.

Paleontologlar, fosillerdeki tortunun sadece kemik olmayabileceğini, aynı zamanda ölmüş dinozorların dokusunu da içeriyor olabileceğini belirtti.

Her biri bir kalemin içindeki kurşun kadar kalın olan küçük kemik parçaları, ilk kez üç yıl önce Kunming’in dışındaki kazı alanında çalışan bir işçi tarafından fark edildi. Tayvanlı bir fosil avcısı, kalıntıların dinozor embriyosuna işaret ettiğini anlayınca, paleontologlar kazıya başladı. Kazılarda elde edilen izlerle bir tepenin ucundaki kırmızı silttaşını bulan araştırmacılar, parçalanmış yumurtalar içinde 200 dinozora ait kemikler buldu.

Geçmişteki keşiflerin aksine, Lufengosaurus embriyoları yumurtalarının içinde, bir yuvada kümelenmiş halde veya annelerinin fosilinin yanında bulunmadu. Her biri farklı bir embiryonik gelişim evresinde bulunan embriyolar, boyutları karmaşık halde, etrafa dağılmış bir şekilde bulundu. Araştırmacılar, buradan yola çıkarak bir selin veya ilkel bir su kaynağının yumurtaların yerini değiştirmiş olabileceğine inanıyor.

George Washington Üniversitesi’nden paleontolog James Clark, “Farklı evrelerdeki embriyolara ait kalıntılar bulmak, gelişim süreci hakkında hiç olmadığı kadar detaylı bir bakış açısı sunuyor” ifadesini kullandı.

ntvmsnbc