Sürpriz : Ördek-gagalı dinozorların horoz gibi ibiği vardı

Ördek-gagalı dinozor Edmontosaurus regalis’ e ait yeni bir fosil onun kafasında tıpkı horoz gibi ibik bulunduğunu gösterdi.

image_1628-Edmontosaurus-regalisEdmontosaurus regalis. Resim: Julius Csotonyi / Current Biology.

Ördek-gagalı dinozorlar yada başka bir deyişle hadrozorlar, 75-65 yıl önce bugün Kuzey Amerika olarak bilinen alanda yaşamışlardı.

Bu devasa otçul hayvanlar yaklaşık 12 metre gelmekteydiler. Günümüzdeki koyunların, atların, kanguruların, ineklerin, geyiklerin üstlendiği ekolojik rolün bir benzerini üstlenmekteydiler.

Avustralya’daki Yeni İngiltere Üniversitesi’nde görev yapan ve Current Biology jurnalında yayımlanan bu çalışmanın baş yazarı Dr Phil Bell, “Daha önce kimse tıpkı horozlar gibi dinozorların da ibikleri olabileceğini aklından bile geçirmemişti çünkü yumuşak dokuya ait kalıntılar genellikle fosilleşimden çok önce çürür.” diyor.

“Bir filin hortumu yada bir horozun ibiği asla fosilleşemeyebilir çünkü kemikleri bulunmaz. Bu keşif bir filin hortumu olduğunu ilk kez öğrenmekle eşdeğer. Edmontosaurus’ a ait birçok kafatası fosilimiz var ancak şu ana dek onun bir ibiği olabileceğine dair en ufak bir ipucu yoktu.”

Tartışmaya konu olan fosil Alberta, Kanada’daki Grande Prairie tortularından gelmekte.

“Fosil vücudun çeşitli bölgelerinde deri baskıları görmemize rağmen kafatasında bir ibik olacağını hiç tahmin etmezdik. Kafatasını ilk kez gün yüzüne çıkardığımda, üzerindeki ibiği gördüğümde bize öğretilenleri ve bildiklerimi bir kez daha düşünmek zorunda kaldım, o ibik orada olmamalıydı.”

Dr Bell, bu keşfin sadece bu dinozorla sınırlı kalmayabileceğini belirtiyor.

“Birçok Edmontosaurus kafatasına sahibiz ancak hiçbiri bu yeni keşfi desteklemiyor yani daha başka tuhaf etimsi yapıların tüm dinozorlar içerisinde – buna T.Rex ve Triceratops da dahil – yaygın olmaması için hiçbir neden yok.”

“Tam olarak bu ibiklerin evrimsel olarak ne tür bir işlev gördüğünü söylemek oldukça zor ancak horozlar ve diğer erkek kuşlarda bulunan ibiklerin dişileri elde etme amacı taşıdıklarını biliyoruz.”

“Bir çift Edmontosaurus’ un bir araya gelip kimin sürü içerisinde baskın erkek olacağını, kimin sürüyü sahipleneceğini görmek için boy ölçüşebileceğini, böğürebileceğini, başlıklarıyla gösteriş yapabileceğini hayal edebiliriz.”

Dr Bell, “Belki de asla tam olarak bilemeyiz ancak bu inanılmaz tuhaf hayvanlar hakkında daha çok öğrenecek şey olduğunu düşünmüyor musunuz?” diyor.

Çirkin-dişli yeni bir pterozor türü keşfedildi

Dr. Xiaolin Wang liderliğindeki paleontologlar Batı Liaoning, Çin’de Erken Kretase döneminde yaşamış  sivri dişli bir uçan kertenkele türüne ait fosil keşfettiler, dragon benzeri dişlerini, uçma yeteneğini ve avcı özelliğini de göz önüne alarak ona “Avcı Hayalet Ejder” adını verdiler. Guidraco venator ismi Latince ve Çince kelimelerin bir kombinasyonu ve tam olarak  Avcı Hayalet Ejder anlamına geliyor.

Paleontologlar son yıllarda pterozor çeşitliliğini artıran bir çok keşif yapmasına rağmen pterozorların nasıl yaşadığına dair çok az şey biliniyor.Bu pterozor hakkındaki makale, Nisan 2012’de Naturwissenschaften jurnalında yayımlandı.Buluntu, pterozorların dağılımı ve onların kafatası anatomosi hakkındaki bilgilerimize katkı sağlamış oldu.

Çıkarılan fosil, kafatası ve ön boyun kısmından ibaret. Kanat açıklığı yaklaşık 3-4 metreyi buluyor. Fosilden elde edilen bilgiler onun öldüğünde genç bir birey olduğuna işaret ediyor ve muhtemelen etobur bir avcıydı.Kafatası morfolojisi Guidraco venator‘un balık avlamakta usta olduğunu gösteriyor.

Guidraco, nasoantorbital fenestra’ya sahip bu Pterodactyloidea’da görülen bir özellik ancak  diş ve nasoantorbital fenestra yapısına bakarak onun Pteranodontoid Istiodactylidae ve Pteranodontidae’den farklı olduğunu söylemek mümkün.Yine ön ibik pteranodontidlerde de görülen bir özellik ancak Guidraco hepsinden farklı bir ibiğe sahip.

Kafatası morfolojisi Guidraco’nun nadir bir takson olan Ludodactylus‘a yakın olduğunu gösteriyor.Guidraco’nun eşsiz diş yapısı, farklı ibiği, o ve diğer pterozorlar hakkında daha fazla araştırma yapılması gerektiğini düşündürüyor.

Çalışmanın yardımcı yazarı Prof. Alexander Kellner, Guidraco ve benzeri numuneler değerlendirildiğinde Anhangueridae ve Tapejaridae gibi çoğu önemli erken Kretase pterodactyloid dalının Asya kökenli olabileceği hipotezinin yeniden dirildiğini söylüyor.

İbikleri iletişim kurmaları için gelişti

Bilimadamları ördek gibi ibikli bir dinozor türü olan “lambeosaurus”ların düşük frekanslı sesler yayarak “konuşabildiğini” öne sürdüler.

Kafatasını incelediler

Amerikalı ve Kanadalı bilim adamları, “lambeosaurus” dinozor türünün kemikli ibikleri sayesinde iletişim kurabildiklerini öne sürdüler. Bu türün ördek ibiğine benzeyen tuhaf kafatası yapısının türdeşleriyle sesli iletişime elverişli biçimde tasarlandığı belirtiliyor. Röntgen ile kafatasını inceleyen uzmanlara göre, bu dinozor, ibiği ile düşük frekanslı sesler yayıyordu. Bu sesler, kendisi gibi uygun bir burun boşluğuna, iç kulağa ve gelişkin beyne sahip türdeşleri tarafından anlaşılabiliyordu.

Alçak frekanslı sesler

Bu dinozorların aşırı uzun ve kıvrımlı olan burun deliklerinin daha önce onlara süper gelişmiş koku alma duyusu sağladığı sanılıyordu. Oysa ibiklerinin tepesine kadar çıkan bu burun boşluğu sayesinde bu alçak frekanslı sesleri çıkardıkları anlaşıldı. Bilim adamları dinozorların bir lisanı olduğunu iddia etmiyor ancak çıkardıkları sesler sayesinde haberleştiklerinden eminler. Beyin yapıları gelişmiş ve kulak yapıları da bu düşük frekanslı sesleri algılayacak şekilde kusursuz.

T-rex’in tuhaf görünümlü atası bulundu

Yeni keşfedilen iki dinozor fosili, “Tyrannosaurus rex” olarak tanımlanan yırtıcı dinozor ailesinin evrimi konusunda önemli ipuçları sunuyor. Keşfedilen 160 milyon yıllık dinozor fosilleri, bulunan en eski Tyrannozor fosilleri olma niteliği taşırken, renkli bir ibik dahil olmak üzere fosillerin birtakım özellikleri bilim adamlarını düşündürüyor.

Çin’in kuzey batısında, dinozor fosilleriyle ünlü Junggar Basin bölgesinde keşfedilen iki yeni “Tyrannosaurus Rex” fosili, bu dinozorların evrimi konusunda son yıllarda keşfedilen önemli bulgulardan birisi olarak dikkat çekiyor. Jurrasic Park filmiyle popülerleşen dev T. Rex’in ataları olduğu düşünülen fosiller; sivri dişleri, kas yapısı ve iki ayağı üzerinde hareket etmesi gibi bu dinozorla pek çok ortak özelliğe sahip olmasının yanında, 3 metrelik boyu ve renkli bir ibiğe sahip olması gibi sıra dışı farklılıklara da sahip.

Tyrannozorlar, “Cretaceous” olarak bilinen dönemin son periyodunda yaşamış yırtıcı dinozorların başında geliyor. 65 ile 100 milyon yıl öncesine ait bu zaman dilimi, dinozorların en yaygın dönemi olarak tanımlanıyor ve dinozorların yok olmasından önceki son zaman dilimi olarak biliniyor. Tyrannozor ailesinin en popüler üyesi olan T. Rex; keskin dişleri, pençeleri ve 9 ile 13 metre arasında değişen boylarıyla bu zamanda yırtıcı dinozorların en vahşisi olarak öne çıkıyor.

Bulunan fosillerin, Tyrannozorların T. Rex’e kadar uzanan evrim sürecine önemli derecede ışık tutacağına inanılıyor. Bilim adamları,  “Jurrasic” zaman diliminin son periyodunda yaşadığına inanılan fosillerin ait olduğu dinozora, taçlı ejderha anlamına gelen Çince “Guanlong wucaii” ismini verdi. Dinozora bu ismin verilmesinin nedeni ise dinozorun renkli bir ibiğe sahip olduğunun düşünülmesi. Bilim adamlarının en çok kafasını karıştıran bu renkli ibik, etobur dinozorlar için oldukça sıra dışı bir özellik olarak tanımlanıyor.