T-rex’in büyük amcası bulundu

Paleontologların 2009 yılında ABD’de keşfettiği yeni bir dinozor türü, bilim dünyasına tanıtıldı. Lythronax Argestes adı verilen dinozordan elde edilen bilgiler, dev tiranozor türünün sanılandan 10 milyon yıl daha yaşlı olduğunu ortaya koydu.

Bilim insanları, ‘Tiran Kertenkele’ unvanına sahip Tyrannosaurus rex’in büyük amcası olduğu düşünülen Lythronax türünü bilim dünyasına tanıttı.

Utah eyaletinde 2009 yılında keşfedilen iskeletler, üzerindeki tüm analizler bittikten ve bilimsel adı belirlendikten sonra Utah Doğal Tarih Müzesi’nde sergilenmeye başlandı.

Araştırma ekibinde yer alan Utah Üniversitesi’nden Randall Irmis, “Elde ettiğimiz yeni bilgiler dinozorlara bakış açımızı değiştiriyor” dedi.

Fox News sitesine konuşan Irmis, Lythronax’ın kuyruğundan başına yaklaşık 7.5 metre; yerden uzunluğunun ise 2.5 metre olduğunu belirtti. Lythronax, milyonlarca yıl önce Alaska’dan Meksika’ya uzanan bataklıklarla dolu Laramidia adasında yaşıyordu.

Reconstruction of Lythronax skull

GÖZLERİ ÇOK KESKİNDİ
Tiranozor familyasının en eski ve yeni üyesi olarak beliren Lythronax, türünün varlığını da sanılandan 10 milyon yıl öncesine çekti.

Irmis, kafasında tüyleri bulunan dinozorun, bu sayede uyurken daha rahat ettiğine değinirken, gözlerinin keskinliğine dikkat çekti.

Gözleri kafatasının önünde yer alan Lythronax’ın, dürbün gibi çok net görüşe sahip ve korkutucu bir avcı olduğu belirtildi. Küçük bir burnu olan dinozor, boynuna uzanan büyük bir ağıza sahipti.

Irmis, “Büyük olasılıkla oldukça vahşi ve korkutucu bir dinozordu” ifadesini kullandı.

ntvmsnbc

Reklamlar

Bir dinozor kafatasının içine yolculuk

İçlerinde Bristol Üniversitesi’nden doktora öğrencisi Stephan Lautenschlager ve Dr Emily Rayfield’ın da bulunduğu çeşitli uluslardan bilim insanlarından oluşan bir ekip koku alma, işitme ve denge duyusunun terizinozorlarda (therizinosaurs) son derece gelişmiş olduğunu buldu dahası bunun fazla gelişmiş ön beyin lobundan kaynaklanmış yada etkilenmiş olabileceğini düşünüyorlar. Bu bulgular bilim insanlarını şaşırttı çünkü böylesine fevkalade duyusal yetiler otçul hayvanlardan çok etçil hayvanlardan beklenir bir şey.

Therizinosaurs 145 ile 66 milyon yıl öncesindeki aralıkta yaşamış anormal bir grup teropod dinozordur. Bu dinozor grubunun üyeleri 50 cm’lik keskin ön kol pençeleri, uzun boyunları ve vücutlarını saran ilkel yumuşak tüyleri olan 7 metrelik büyük hayvanlara evrildiler. Tyrannosaurus rex ve Velociraptor gibi yırtıcı dinozorlarla yakın akraba olmalarına ve tuhaf görünümlerine karşın therizinosaurs muhtemelen barışçıl birer otçuldu.

Erlikosaurus_skull

Kretase döneminden kalma therizinosaur Erlikosaurus andrewsi’nin kafatası

Bu paradokstan ilham alan çeşitli uluslara mensup paleontologlar ilk önce bu gizemli dinozorların kafatasının içini incelemeye karar verdi.

Yüksek çözünürlüklü lazer tarayıcı ve 3 boyutlu bilgisayar görselleri kullanarak  therizinosaurs beyni ve iç kulak anatomisini incelediler. Tüm bunları onların duyusal ve bilişsel yeteneklerinin etçilden otçula geçiş sürecindeki evrimini daha iyi kavrayabilmek için yaptılar.

Çalışma, 90 milyon yıl önce şu an Moğolistan olarak bilinen bölgede yaşamış 3-4 metrelik bir therizinosaur olan Erlikosaurus andrewsi kafatası üzerine odaklandı.

Stephan Lautenschlager: “Elde ettiğimiz sonuçlar, terizinozorların bu çok gelişmiş yetilerini kendi avantajları için kullandıklarını gösteriyor yani tüm bunlar otçul hayvanların yiyecek bulmasında, yırtıcılardan kaçınmasında yada sosyal becerilerinde önemli bir rol oynamış olmalı” diyor.

Muscles1

Erlikosaurus_reconstruction

“Bu çalışma dinozor duyularının evrimine yeni bir bakış açısı kazandırıyor ve bunun düşündüğümüzden daha karmaşık olduğunu gösteriyor.”

Çalışmanın yardımcı yazarı Lindsay Zanno ve diğer bilim insanları bunda hemfikirler: ” Tam donanımlı iyi bir ekipmana evrildiğinizde muhtemelen devamı gelir, ister avcı olun ister avlanan olun, buna değer.”

Ohio Üniversitesi’nden Lawrence Witmer: “Tabiki artık asıl beyin dokusu fosillerde bulunmuyor ancak lazer tarayıcı kullanarak beynin bir zamanlar işgal ettiği kafatası boşluklarını görselleştirerek koku bölgesinin ve diğer beyin bölgelerinin 3 boyutlu bilgisayar görüntülerini oluşturabiliyoruz” diyor.

Farklı dinozor gruplarındaki duyusal fonksiyonların nasıl evrildiğini ve bunların çevreye karşı bir tepki sonucu mu yoksa kalıtımsal olarak basitçe mi meydana geldiğini anlamamız açısından çalışmanın sonuçları oldukça önemli görünüyor. Özellikle dinozorlardan kuşlara geçişteki evrim süreci düşünüldüğünde bu sonuçlar hayli ilginç olabilir.

Sadece Barney’i mi suçlayalım?

Bir üniversite öğrencisinden Tyrannosaurus Rex çizmesini isteyin muhtemelen o size dik duran kuyruğunu yere sürten küçük kollu bir şey çizecektir. Sekiz yaşındaki bir çocuk da benzer bir şeyi çizecektir. Tabiki yanlış yapıyorlar.

Korkunç T. rex, asla dik durmayan çevik, dinamik bir avcı. Aslında T . rex yatay bir şekilde hareket eder. 1970’lerden beri çoğu dinozor bilimcinin görüşü bu şekildedir, ders kitaplarında ve popüler yayınlarda bu şekilde yer almaya başlamıştır.

th

Tyrannosaurus rex nasıldı? Neden öğrencilerin görüşü bilimin gerisinde? Cornell Üniversitesi’nden bir araştırma ekibi yıllar süren çabadan sonra bu sorulara cevap bulmaya çalıştı. Günümüzdeki güncel bilgilere rağmen geçmişteki bilimsel dayanağı olmayan betimlemeleri hafızamızdan silmek kolay değil. Çocukken izlediğimiz Barney ve arkadaşlarını yada dinozor şeklindeki tavuk cipslerini unutmak kolay değil. Bu popüler olmuş ve halk tarafından kabul görmüş çılgınlığa araştırmacılar “kültürel süredurum” diyor. Bu durumda geçerliliğini yitirmiş bilimsel olmayan veriler halk bilincinde kalmaya devam ediyor.

Araştırmacılar öğrencilerin yaklaşık %70’nin yanlış T. rex şekli çizdiğini saptadı. Popüler medyayı tarayan araştırmacılar önce çocuk kitaplarını inceledi gerçekten doğru betimlenmiş bir T. rex‘e rastlamak imkansızdı. Dahası Toy Story gibi popüler sinema filmleri, yiyecekler,  t-shirtler gibi küçük çocukların haşır neşir olduğu herşeyde T. rex yanlış betimleniyordu.

130207114558-large

( Araştırmacıların baz aldığı şekil A yanlış, şekil B doğru T rex çizimi)

Öğrenciler Jurassic Park’da doğru bir dinozor betimlemesi görse bile artık çok geç çünkü herşey erken yaşta başlıyor.

Yeni dinozor türü Sauron’un ismini aldı

“Cretaceous Research” dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, büyüklük  açısından Tyrannosaurus’a (T-Rex) benzeyen etçil dinozorun yaklaşık 95 milyon yıl  önce Afrika’da yaşadığı sanılıyor.

Diğer tüm dinozorlara oranla çok büyük bir göz çukuruna sahip dinozora,  J.R.R. Tolkien’in ünlü “Yüzüklerin Efendisi” adlı eserinde kendini kocaman kızıl  göz olarak gösteren ”Kara Lord Sauron”un adı verildi.

12 metre yüksekliğindeki Sauroniops’ın son derece geniş ve kalın bir  kafatasıyla çok sayıda keskin dişe sahip olduğu, kafasının üzerinde de kocaman  bir yumru bulunduğu belirlendi.

Türün tam adı Sauroniops pachytholus. Carcharodontosaurus cinsi bu iki ayaklı dev dinozorun kafasındaki yumru çiftleşme işlevi gören boynuz gibi çeşitli yapılarının olduğunu düşündürüyor.

Bu buluntu, Fas Senomaniyeni’nde Carcharodontosaurus,  Deltadromeus ve Spinosaurus ile birlikte dördüncü bir devasa dinozorun yaşadığını öne süren hipotezi destekler nitelikte.

Ayrıca avını kafasındaki yumruyla vurarak yakaladığı sanılan Sauroniops, ”Jura  Devri”nin sonları (150 milyon yıl önce) ile Geç Kalkolitik Dönem sonu (65 milyon  yıl önce) arasında yaşayan T-Rex gibi güçlü arka ayakları üzerinde yürüyordu.

İtalya’daki Giovanni Capellini Jeoloji Müzesi’nden paleontolog Andrea  Cau, ”Dinozorun devasa göz çukurunu görür görmez, aklımıza Yüzüklerin  Efendisi’nin Sauron’u geldi. Bu nedenle ona ’Sauroniops’ adını verdik” dedi.

Tolkien’in eserinde, ”Güç Yüzükleri”yle onlara hükmeden, ”Tek Yüzük”ü  yapan Sauron, Orta Dünya’daki Mordor ülkesinde Karanlık Kule olarak da bilinen  Barad-Dur’un tepesinde devasa bir göz olarak ortaya çıkıyordu.

AA

‘Bebeksi’ kalarak evrildiler

Modern kuşlar bebek dinozorların karakteristiklerini sergiliyor. Nature’ın yaptığı yeni bir çalışmada kuşların dinozorlara daha önce sanıldığından daha yakın olduğundan bahsediliyor.

Bu, uçamayan dinozorlar ve modern kuşlara bağlı bir  karşılaştırma yapıldığında inanılması güç birşey gibi gelebilir. Örneğin dişlek, kızgın bir Tyrannosaurus rex rekonstrüksiyonu, ilk bakışta sıradan bir kuş olan mavi alakargayla çok fazla ortak yönleri olduğu izlenimini vermez.

Araştırmacılar yüzeyden içe yani dokulara ve iskelet yapısına indiğinde ise benzerlikler daha açık bir şekilde görülmektedir.

Harvard Üniversitesi’nden organizmik ve evrimsel biyoloji doçenti Arkhat Abzhanov ve Abzhanov laboratuvarında doktora öğrencisi olan makalenin baş yazarı Bhart-Anjan Bhullar çok çeşitli kafatasları üzerinde geniş çaplı incelemelerde bulundu ve kuşların evrimine, dinozorların gelişim sürecindeki köklü bir değişikliğin neden olduğunu kanıtladı. Dinozorlarda olduğu gibi cinsel olgunluğa yıllar sonra erişmek yerine kuşlar, zamanı hızlandırmıştı (bazı türler 12 hafta gibi kısa bir sürede erişkinliğe erer) böylece bebek dinozor görünümlerinden kurtulamadılar.

Abzhanov: “Bu araştırmayı ilginç yapan  şey, evrimi gelişimsel bir fenomen olarak göstermesidir.” diye açıklama getiriyor. “İlk türlerdeki gelişimsel biyolojiyi değiştirerek doğa, modern kuşu meydana getirdi — büsbütün yeni bir yaratık — ve bununla yani içine aldığı yaklaşık 10,000 türle kuşlar, günümüzün gezegendeki en başarılı kara omurgalısı grubunu temsil ediyor.”

Amerikan Doğa Tarihi Müzesi Paleontoloji Bölümü Başkanı ve çalışmanın yardımcı yazarı Mark Norell: “Kuşların çoğu karakteristiklerinin evrimi — tüyler, uçuş, ve lades kemiği gibi — biyologlar için hep zor bir problem olagelmiştir.” diye ekliyor. (Yukarı sağda üç tip arkozora ait kafa tasları — timsah, ilkel dinozor ve ilkel kuş.  Soldakiler genç bireyleri sağdakiler yetişkin bireyleri temsil ediyor.)

Norell: “Kuş benzeri dinozorlar ve ilkel kuşlardan geriye kalan iskelet, yumurta, yumuşak doku gibi fosilleri analiz ederek kuşların yaşayan teropod dinozorlar (Velociraptor gibi yırtıcı hayvanları içine alan grup) olduğunu öğrendik.” diye devam ediyor. “Kuşların kökeni ve evrimi üzerinde, gelişimsel değişikliklerin nasıl rol oynadığına güçlü bir örnek göstererek bu yeni çalışma sahip olduğumuz bilgiyi katladı.”

Bir dahaki sefere kuş izleyeceğiniz zaman tüylü modern arkadaşlarımızn hepsinin et-düşkünü Velociraptor’a yakın olduğu aklınızda olsun.

Çin’de T-rex’in kuzeni bulundu

Paleontologlar tarafından boyut ve yapı bakımından Tyrannasaurus Rex’e çok benzeyen yırtıcı, dev, yeni bir teropod tanımlandı.

Zhuchengtyrannus magnus adı verilen bu yeni dinozor muhtemelen yaklaşık  dört metre yüksekliğinde, onbir metre uzunluğunda ve altı ton ağırlığındaydı.

T- rex gibi etçil olan bu dinozorun güçlü çeneleri vardı.

Cretaceous Research jurnalında bilim insanları onun çelimsiz kısa kolları olduğundan ve güçlü arka bacakları üzerinde hareket ettiğinden bahsediyor.

İrlanda, Dublin’deki bir Üniversite’de bulunan, bu dinozor üzerinde çalışmayı yürüten ve ona adını veren Dr. David Hone: ” Zhuchengtyrannus‘un dev bir tyrannosaurine olduğundan hiç şüphe yok.” diyor.

“Sadece bazı kafatası ve çene parçalarından onun gerçek boyutları hakkında bir sonuca varmak oldukça zor” diyor.

“Ama elimizde bulunan fosil parçaları en büyük T-rex fosil örneğininin eşdeğerdeki fosil parçalarından sadece birkaç cm daha küçük”

Yeni keşfedilen dinozorun adı ” Zhucheng’den bir zalim” anlamına geliyor çünkü fosil parçaları doğu Çin’in Zhucheng şehrinde bulundu.

Tyrannosaurines, dev teropodlardan oluşan belli bir gruba verilen ad – büyük olasılıkla modern kuşlara evrilmiş bir grup dinozor.

Bu dinozorlar 65 milyon yıldan 99 milyon yıl öncesine uzanan son Kretase döneminde Kuzey Amerika ve Doğu Asya’da varlıklarını sürdürdüler.

T- rex ve onun yakın akrabası Asya Torbasaurus’unu içine alan bu grup kendilerine has küçük kolları, iki parmaklı elleri ve güçlü dev ölümcül çeneleriyle tanınır.

Muhtemelen hem leş yiyiciydiler hem de avcıydılar.

Bununla birlikte Zhuchengtyrannus, diğer tyrannosaurines’lerden ayrı bir yere sahip çünkü diğer teropodlarda görülmemiş özellikte bir kafatası kombinasyonu sergiliyor.

Yedi diş içeren bir çene parçası ile birlikte bilim insanları sekiz diş içeren başka bir çene kemiği parçası daha buldu.

Kemiklerin yapısı ve boyutları fosil örneğinin kesinlikle yetişkin bir dinozora ait olduğunu gösteriyor.

Örneğin dinozorun dişi 10 cm kadar geliyor. Çalışmayı yürüten önemli kişilerin başında otuzdan fazla dinozora isim veren profesör Xu Xing geliyor.

Hiper zeka dinozorlarla dolu bir gezegen düşünün

ABD’li bir bilim insanı, dinozorların başka gezegenlerde akıllı varlıklar haline gelerek insanlık gibi medeniyet kurmuş olabileceklerini öne sürdü.

ABD’nin Columbia Üniversitesi’nde akademisyen olan Ronald Breslow, söz konusu teorisini Dünya’daki yaşamın yapı taşları olan amino asitlere dayandırdı.

Journal of the American Chemical Society dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, meteorlarla Dünya’ya gelen amino asitler solak (L-geometri yapısı) veya sağlak (D-geometri yapısı) oryantasyona sahip. Yaşamın oluşabilmesi için, amino asitlerden meydana gelen proteinlerin L veya D geometri yapılarına sahip olması gerekiyor.

Bazı bakteriler dışında, Dünya’daki yaşamın temeli L-geometri yapısına sahip proteinlere dayanıyor. Amino asitlerden oluşan şeker de D-geometri yapısına sahip.

Breslow, Dünya’da bugün var olan yaşamın, milyarlarca yıl önce gezegenimize gelen meteorların taşıdığı amino asitlere dayandırıyor. ABD’li bilim insanı, aynı düşünceye dayanarak, evrenin bir yerlerinde akıllı dinozorların hakimiyet kurduğu gezegenler olabileceğini öne sürüyor. Kısaca, dinozorlar 60 milyon yıl önce Dünya’daki hakimiyetlerini, daha ileri deviyede başka gezegenlere taşımış olabilir.

DİNOZORLARIN METEORLARLA YOLCULUĞU
Breslow, D-geometri yapısına sahip amino asitlerin meteorlarla başka gezegenlere taşınmış olabileceğini savunuyor.  Böylece, çok farklı bir evrim süreci evrenin diğer köşelerinde gerçekleşmiş olabilir.

Yani, Tyrannosaurus rex ve diğer yırtıcı dinozorlar, vahşi ama akıllı canlılar haline geldi. Bu da, bir gün evrim geçirmiş dinozorların gezegenine yollanacak olası bir keşif ekibinin çok zor bir durumda kalabileceğine işaret ediyor.

DİNOZORLAR NEDEN DÜNYA’DA AKILLANMADI?
Dinozorlar, on milyonlarca önce nesillerinin yok olmasına neden olan felaketlerle karşılaşmasaydı, bugün kendi medeniyetlerini kurmuş olabilirlerdi.

Dinozorların nasıl yok olduğu, bugün hala tartışılan bir konu. Kabul edilen genel görüş ise şöyle:

Dev bir meteor, yaklaşık 65,5 milyon yıl önce Yukatan Yarımadası’na isabet etti. Hiroşima’ya atılan atom bombasından bir milyar kat daha güçlü olan çarpışmanın etkisiyle, inanılmaz bir ısı ortaya çıktı. Enkaz ve buhar, Dünya’nın atmosferini en az 10 yıl boyunca kapladı. Dünya’daki yaşamın yüzde 90’ı yok oldu. Geriye, modern insanın da atalarının arasında bulunduğu bazı memeliler, az sayıda bitki ve hayvan türü kaldı.

Peki dinozorlar nasıl diğer gezegenlere ulaştı? Bu sorunun cevabı yine aynı meteor da yatıyor.  Cornell Earth and Planetary Astrophysics Journal dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, dinozorları Dünya’da yok eden çarpışma, dev kertenkelelerin kalıntılarını diğer gezegenlere taşıyan meteor parçalarınının izini taşıyor.